Be Well

Tekno-sağlık

Teknoloji dünyasının merkezi Silikon Vadisi’nin birçok sağlık trendinin de çıkış noktası olduğunu biliyor muydunuz?
Reading time 8 minutes

Günümüzde teknoloji ile sağlık dünyası arasında tam bir aşk ile nefret ilişkisi bulunuyor. Bir grup her geçen gün daha da gelişerek hayatımızı etkisi altına alan teknolojiyle birlikte sağlık sorunlarımızın arttığını savunurken, bir grup ise teknoloji sayesinde her zamankinden daha sağlıklı bir hayat yaşamaya başladığımızın altını çiziyor. Sonuçta yeni nesil Apple Watch, nefes almaktan kalp ritim düşüklüğüne günlük hayatımızın birçok noktasında bizlere daha kaliteli bir hayat için uyarıda bulunurken FitBit gibi cihazlar ise daha çok yürümek ve merdiven çıkmak için bizleri motive ediyor. Ayrıca teknoloji firmalarının geliştirdiği birçok uygulama, akıllı telefonlarımızın saklama alanını kaplayarak sağlıklı bir yaşam için bizlere fitness, diyet gibi farklı alanlarda akıllı rehberlik yapıyor. Üstelik bu teknoloji firmalarının sağlıklı yaşam üstündeki etkileri yarattıkları ürünlerle de sınırlı kalmıyor.

Karmaşık şehir hayatı, her geçen gün artan iş yoğunluğu, değişen mesai saatleri, artan rekabet duygusu sonucu ortaya çıkan stres, tüm dünyayı etkisi altına alan sağlıklı yaşam arzusunun aslında çıkış noktası. Ve hiç şüphesiz stresin en yoğun yaşandığı sektör çalışanlarının sürekli yeni şeyler geliştirme baskısı altında olduğu teknoloji. Bu nedenle de stresi azaltmak, yaratıcılığı artırmak için sağlıklı yaşama en büyük yatırımı teknoloji firmaları yapıyor. Hatta Bain & Company’nin 2018 Aralık ayında yayınladığı bir araştırmaya göre iş yerinde çalışanlarının daha sağlıklı bir yaşama sahip olmasına özen gösteren Apple, Netflix ve Google gibi firmalar, diğerlerine oranla yüzde 40 daha fazla yaratıcı projelere imza atıyormuş. Ve onların bu yatırımları sayesinde en şaşırtıcı beslenme, rahatlama ve zayıflama trendleri Silikon Vadisi’nden çıkıyor. Böylece bu teknoloji dahileri zihinlerini boşaltarak bir sonraki Uber, Tinder, Facebook ya da Snapchat’i yaratacak gücü kendilerinde buluyor. Peki, 2019 için ajandalarında neler mi var? İşte önümüzdeki günlerde sık sık duyacağımız San Francisco’nun teknoloji vadisinde doğan sağlıklı yaşam trendleri...

Cryotherapy

Ünlü Kaliforniyalı fotoğrafçı Chris Burkard’ın 2015 yılında TEDTalk’ta soğuk suya dair yaptığı konuşma unutulmazdır. “Buz gibi suda sörf yapma keyfi” başlıklı konuşmada Burkard, sosyal psikolog Brock Bastian’ın bir açıklamasını alıntı yapmıştı: “Acı farkındalığa gitmenin kestirme yoludur. Acı çektiğimiz an etrafımızda olup bitenleri daha dikkatli bir şekilde anlamaya başlarız. Özellikle buz gibi havanın ya da suyun verdiği acı bir nevi meditasyondur.” Bu düşünce sağlık dünyasının da yeni keşiflere ilham kaynağı oluyor. Son zamanlarda Amerika’da oldukça popüler Cryotherapy nam-ı diğer soğuk terapi de bu keşiflerin sonucu. Buz gibi bir suyla doldurulmuş bir varilde uzanmak ilk başta çok korkutucu ya da delilik gelebilir. Ancak Bastian’ın sözünde de dile getirdiği yapılan araştırmalar bu terapinin hem fiziksel hem ruhsal sağlığımızı olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Silikon Vadisi’nde doğan Cryotherapy, Dr. Mehmet Öz’ün de vazgeçilmezleri arasında. Dünyaca ünlü doktor Mehmet Öz’ün televizyon şovunda canlı bir şekilde denediği bu terapinin faydaları ise oldukça fazla. Soğuk terapi migren ağrılarının azalmasına, kasılan sinirlerin açılmasına, sürekli değişen ruh halinin düzelmesine, atopic cilt sorunlarının tedavisine ve hafızanın güçlenmesine yardımcı oluyor. Hatta son yıllarda Cryotherapy bölgesel yağların azalması için de hem dünyada hem de ülkemizde kullanılıyor. 

Soğuk şok ile yağ hücrelerini kırarak vücuttan atılmasını sağlayan bu yöntem tek seans ile oldukça etkili sonuçlara imza atıyor. Bu arada bir dipnot da geçmek isteriz: Spotify’in soğuk banyo Cryotherapy sevenlere özel bir şarkı listesi bulunuyor. 

IntermIttent FastIng

Sağlıklı yaşam tarzını benimsemek isteyenlerin son zamanlarda sık sık Intermittent Fasting yöntemine başvurduğu görülüyor. Bu, Silikon Vadisi çalışanlarının başlattığı bir beslenme türü. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan bu beslenme türünü şu şekilde anlatıyor: “Intermittent Fasting, son dönemlerde kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için birçok kişi tarafından uygulanan bir yöntem haline geldi. Bu yöntemde bilinçli ve planlı olarak öğünler atlanıyor ve oruç pencereleri oluşturuluyor. En çok tercih edilen iki modeli; ‘Belirli aralıklarda beslenme’ ve ‘2 öğün atlayarak 24 saat aç kalmak’. İlk yöntemde 4,6 ya da 8 saatlik tokluk periyotları var. 24 saat içinde 16 saat aç kalıp 8 saat yemek yenilebilir. Diğer yöntemde ise bir gün normal beslenip diğer gün aç kalınıyor.” Peki, herkes az ve sık sık yemek gerektiğinin altını çizerken günün hatta haftanın belli zamanlarında niçin oruç tutuyoruz? Yapılan araştırmalar bir süre aç kalmanın hayat kalitesini artırdığını gösteriyor. Yarı zamanlı beslenmenin düşük kan basıncını artırdığı, beyne daha fazla kan gitmesini sağlayarak bu bölgedeki kasların gelişmesine yardımcı olduğu, negatif düşünceleri azalttığı ve kilo vermeyi desteklediği söyleniyor. 

Bulletproof coffee

Kahve tüketiminin artık bir ihtiyaçtan öte yeni kahve türleriyle trend haline geldiği günümüzde her gün bir yenisi açılan üçüncü nesil kahveciler, içtiğimiz her kahvenin faydalı olmadığını anlatmak için uzun bir süredir büyük bir çaba içindeler. Daha yeni yeni Caramel Macchiato, Frapuccino gibi aromalı kahvelerin hamburger, kızarmış patates gibi fast food’lar kadar zararlı olduğunu kabullenmeye başladığımız şu günlerde karşımıza bir de “sağlıklı kahve” çıktı. Amerika’da yeni detoks içeceği olarak anılmaya başlayan Bulletproof Coffee türünün doğum yeri ise yine Silikon Vadisi. Genç girişimci Dave Asprey’in geliştirdiği bu kahve türünü filtre kahveden daha sağlıklı yapan ise içerisindeki yağ. Şaşırtıcı değil mi? Ancak yapılan araştırmalar Bulletproof’un oldukça faydalı ve sağlıklı bir kahve olduğunu gösteriyor. İşin ilginç yanı uzun bir süre bize zararlı olduğu söylenen tereyağı ile hazırlanması. İsterseniz kısa bir özet geçelim bu kahvenin içeriğine dair: French press ya da filtre kahve makinesinde hazırlanan sade kahvenize 1 yemek kaşığı tuzsuz tereyağı, Hindistan cevizi yağı ya da MCT olarak da bilinen ghee yağı ekleyip 20-30 saniye kadar blenderdan geçirererek Bulletproof kahvenizi hazırlayabilirsiniz. Bir insanın içerken hatta içtikten sonra gün boyu kendini daha iyi hissetmesini sağlayan bu kahve karın bölgesindeki yağı azaltarak kilo verme hızını artırıyor. Bulletproof kahve ayrıca içerisindeki Omega ailesine ait özel yağ asidi sayesinde kalp sağlığını koruyor. Silikon Vadisi’nde en çok tercih edilen kahveler arasında yer alan Bulletproof’u kahvaltıda tükettiğinizde ise enerjiniz ile konsantrasyonuzun daha yüksek olduğunu ve daha uzun süre tokluk hissi yaşadığınızı fark edeceksiniz.

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler