Be Well

Alkali diyete dair her şey

Son dönemde artan diyet programları içinde kendine güçlü bir yer bulan alkali diyetin detaylarını Diyetisten Yusuf Öztürk anlatıyor.
Reading time 6 minutes

Günümüzde pek çok insan, kilo vermek için ya da daha sağlıklı bir yaşam sürmek için çeşitli diyet programlarına başvuruyor. Ancak bu noktada sosyal medyanın da etkisiyle birlikte doğruluk derecesi bilinmeyen pek çok bilgiye maruz kalıyoruz. Popüler hale gelen bir başka beslenme şekli olan alkali beslenmenin de bu noktada bilinmeyen tarafları var. Bu diyet türünün ne olduğu, fayda ve zararlarına dair sorularımızı ise DoktorTakvimi.com uzmanlarından Diyetisyen Yusuf Öztürk cevaplıyor.

Son zamanlarda bambaşka beslenme trendleri ortaya çıktı. Bunlardan biri de alkali beslenme. Bu beslenme çeşidinin temelinde neler yatıyor, bilgi verebilir misiniz?

Alkali beslenmenin temeli bazı besinlerin daha az, bazılarının ise daha fazla tüketilmesi ilkesine dayanıyor. Alkali diyette et, süt ve ürünleri, yumurta, tam tahıl ve işlenmiş besinlerin tüketimi azaltılırken sebze, meyve ve bakliyat tüketimi (1/4’ü kadar) artırılıyor. Bu beslenme şeklinde pestisit, antibiyotik ve hormonlara maruz kalan besinlerin yerine organik besinlerin tüketilmesi öneriliyor.

Alkali diyeti diğer diyet yöntemlerinden ayıran farklar neler?

Alkali diyette bazı besin grupları (et grubu, süt ve süt ürünleri, yumurta, tam tahıllı besinler, işlenmiş besinler) azaltılırken sebze, meyve ve kurubaklagil miktarı artırılır. Alkali su tüketilmesi önerilir. Organik besinlerin tercih edilmesi beklenir. Diğer diyetlerde (akdeniz diyeti gibi) besin grupları daha dengeli bir biçimde dağılmıştır.

Alkali beslenme, bazı noktalarda veganizme benziyor diyebilir miyiz peki?

Evet, diyebiliriz. Alkali diyette öneriler besin grupları bitkisel kaynaklardan sağlanıyor. Bu noktada veganizm ile çok benzer. Yine de vegan beslenme, alkali diyete göre daha katıdır. Alkali diyette hayvansal kaynakları tamamen çıkarmak gerekmiyor.

Alkali olma özelliğine sahip besinler hangileri?

Alkali özellik gösteren besin grupları; sebzeler, meyveler, kurubaklagillerdir. Yüksek alkali özelliği olanlar; avokado, brokoli, salatalık, lahana, sarımsak, karalahana, maydanoz, ıspanak, domates ve kereviz sapıdır. Daha düşük seviyede alkali özellik gösteren besinler ise roka, pancar, fesleğen, kabak, havuç, pazı, zencefil, taze fasulye, marul, pırasa, bamya, turp, kırmızılahana, kırmızı soğan, kuru fasulye, kinoa, chia tohumu, taze hindistancevizi suyudur.

Alkali diyet için hangi besinleri daha çok tüketmek doğru olur?

Protein alımını azaltmak yerine meyve ve sebze tüketim miktarını artırmak daha doğru olabilir.

Alkali diyet yapmaya ihtiyacımız olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

Alkali diyetin, özellikle kemik, kalsiyum metabolizması ve asidoz üzerine olumlu etkileri gözlenmiştir. Güncel literatürdeki sistematik derleme makalesinin sonucunda da, osteoporozda kemik sağlığı için alkali diyetin, diyet asit yüküne karşı koruyucu olmadığı yönünde kanıtlar bulunmuştur. Çalışmalar devam etmesine rağmen alkali beslenmeyi destekleyen net bilgiler yoktur, tartışmalar mevcuttur. Bu yüzden; kişi alkali diyet uygulamalarına kendi başına değil diyetisyeni ve doktoru ile karar vermelidir.

Alkali beslenme şeklinin vücuda ne gibi faydaları ve zararları dokunuyor?

Alkali diyetle asidin azaltılması sonucunda vücutta ağırlık kaybının ve optimal sağlığın geliştirileceği belirtilmektedir. Ağırlık kaybıyla ilgili kanıtlar oldukça az olmasına rağmen içerdiği besin öğeleri ile kemik ve böbrekler üzerine faydalı olabileceği söylenmektedir. Alkali diyeti desteklemeyenler ise alkali diyetin kısıtlayıcı yönlerini eleştirmekte ve beslenme yetersizliği veya ortoreksiya gibi yeme bozukluklarına yol açabileceğini savunuyor.

Peki kilo vermek isteyenler için uygun bir diyet şekli mi?

Kilo verirken tüketilen besinlerin türü kadar porsiyon miktarları da önemli. Alkali diyet uygulamaları ile de kişi kilo vermesi için günlük alması gereken kaloriyi sağlarsa kilo verebilir. Kilo kaybının sağlıklı ve kalıcı olması için bir diyetisyen kontrolünde olunmasını tavsiye ederim.

Diyet denildiğinde şeker ve tuzun tamamıyla hayatımızdan çıkması gerektiği söyleniyor. Alkali diyette de bu durum geçerliliğini koruyor mu?

Hayır. Şeker ve tuz tamamen yasaklanmaz, sadece miktarı azaltılır.

Alkali su da bu beslenme türünün bir parçası. Onu farklı kılan nokta nedir?

Vücuttaki pH 1’den (en asidik) 14’e kadar (en alkali) derecelendirilir. Nötral pH 7 olup kandaki optimal pH 7.2-7.4 aralığındadır. Alkali diyet, tüketilen besinlerle birlikte içilen suyun da alkali olması ilkesine dayanır. Alkali diyette her 20 kg başına 1 litre alkali su (ph>7) tüketilmelidir.

Alkali diyet yapmak isteyenlerin nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Alkali diyette pH kavramı önemli bir role sahip. Kişilerin diyetleri yeteri kadar kalsiyum, magnezyum, potasyum ve diğer asit tamponlayıcı mineralleri içermiyorsa, bu mineraller kemik, karaciğer ve kalp gibi dokuların depolarından çekilir ve ciddi problemlere yol açabilir. Düşük karbonhidratlı ve yüksek proteinli diyetler asit yükünü artırarak üriner sistemde değişikliklere yol açmakta, kanda ve pH düzeyinde değişime sebep olmaktadır. Böylece üriner magnezyum, sitrat ve pH seviyesi azalırken üriner kalsiyum, çözünmemiş ürik asit ve fosfat seviyesi artmaktadır. Bu durum böbrekte taş oluşum riskini artırır.

Hangi hastalıklara sahip kişiler alkali diyetten kaçınmalı?

Alkali diyet ile ilgili araştırmaklar devam ettiği için hastalıklarda diyet ile ilgili genel öneri vermek doğru olmaz. Savunucular ve karşıt görüşler mevcut olduğundan daha çok araştırmaya ve konunun netlik kazanmasına ihtiyaç duyulmakta.

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler