Be Well

“Hiçbir şey yapmama” yeteneğimize ne oldu?

Değerimizin ne kadar verimli olduğumuzla belirlendiği bir dünyada, en zorlandığımız şey belki de “hiçbir şey yapamamak”. O halde yepyeni bir direniş başlatmaya ne dersiniz?
Reading time 3 minutes

İnternet bağlantısı ya de dijital platformlar olmadan bir hayat düşünebiliyor musunuz? Dünyanın yarısından çoğu bu soruya “hayır” yanıtını verecektir. Bilgisayarlarımızın ya da akıllı telefonlarımızın gün geçtikçe gelişmesi, dijital varlığımızın iyileştirilmesi anlamına geliyor. Sayısı artan ekranlar; zamanımızı, duygularımızı ve mental sağlığımızı sömüren bir karadeliğin içerisine sürüklenmemize sebep oluyor. Dijital teknolojilerle hayatımızı hakimiyeti altına alan Instagram, Youtube, Whatsapp, Facebook gibi “sosyal” temas noktaları, dikkat dağınıklığı problemini önemli ölçüde tetikliyor. Araştırmalara göre; akıllı telefonlarımızla harcadığımız zaman uykumuza, özgüvenimize, ikili ilişkilerimize, hafızamıza, yaratıcılığımıza, üretkenliğimize, karar verme yetimize ve problem çözme yeteneğimize de negatif yönde etki ediyor. Dahası, son zamanlarda yayınlanan bir Google raporunda, telefonlarımız vesilesi ile ulaştığımız tüm içeriklerin (büyük ölçüde sosyal medya, e-posta ve haberler gibi) üzerimizde “zorunluluk duygusu” yarattığını dolayısıyla kendimizi bitmek bilmeyen bir stres içerisinde bulduğumuzu söylüyor.

Dijital dünyaya ilgimizin bu denli artmış olması, özellikle büyük markalar tarafından yeni bir “sermaye” kaynağı olarak görülüyor. Maruz kaldığımız kampanya videoları ya da fotoğrafları, bu durumun kısır döngü halini almasına vesile oluyor. Şayet Netflix’te yayınlanan “The Great Hack” isimli belgeseli izleme fırsatı bulduysanız Facebook’ta geçirdiğiniz zamanın aslında sizin için hiçbir şey ifade etmediğini kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Birçoğumuz interneti kendimizi meşgul etmek için kullanıyoruz. Ancak orada ne kadar vakit geçirisek geçirelim bir türlü tatmin olamıyoruz. Araştırmalar, bunun nedeninin zamanımızı harcamaya değecek yeni şeyler bulma arzumuz olduğunu söylüyor. Orada yakaladığımız sonsuz eğlence ve haber deryasını da unutmamak gerek elbette. Sanatçı ve yazar Jenny Odell, yeni kitabı “How To Do Nothing”de, bu durumu ele alıyor. How To Do Nothing her ne kadar ilk bakışta, sıradan bir yazarın deneyimlerini aktardığı “kişisel gelişim” türünde bir kitap gibi görünse de aslında sıklıkla dikkatimizi çalan dış kuvvetlere karşı keskin bir eleştiri misyonu üstleniyor. Odell kitabında, kısaca “hiçbir şey yapmama yeteneğimizi” kaybettik diyor. Değerimizin artık sosyal platformlardaki “üretkenliğimiz” ile direkt bağlantılı olduğunun altını çizen yazar, gerçek arzularımızı kaçırdığımızı ve önceliklerimizin her geçen gün değiştiğini dile getiriyor. Odell kitabın tamamında artık telefonlar ile aramıza mesafe koymamız gerektiğini savunurken, aynı zamanda tüm teknolojilere veda etme fikrinin içerisinde bulunduğumuz dünya için kolay olmadığının da altını çizerek mümkün olduğunca dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor. How To Do Nothing, odak noktamızı daha kontrollü bir şekilde organize etmemiz konusunda rehber görevi üstleniyor.

Fotoğraf: Getty Images Türkiye

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler