Be Well

Mutlu hormonların sırrı

Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata ile hormonları dengelemenin sırrını açıklıyor.
Reading time 8 minutes

Hem fiziksel hem ruhsal hayat dengemiz hormonlar tarafından yönetiliyor. Hashimoto, kilo alma, gizli şeker, ritim bozukluğu, düşük tansiyon, depresyon gibi hastalıkların temelinde yine hormonal dengesizlikler yer alıyor. Ve ne yazık ki bir önceki nesillere oranla hormonal dengesizlikler her geçen gün artıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata bu durumun altını çizmek ve toplumu bilinçlendirmek adına “Sağlıklı Hormonlar Mutlu Yaşam” adlı yeni kitabıyla hormonal bozuklukları fonksiyonel bir bakışla mercek altına alıyor. Biz de kendisiyle bir araya gelerek bu dengesizliğin arkasındaki asıl nedenleri ve hormonları dengelemek adına neler yapmamız gerektiğini konuştuk.

Son yıllarda tüm dünyada hormonal hastalıkların sayısı oldukça arttı. Sizce bunun temel nedeni nedir?

Hormonlar stresten, besinlerden ve çevreden etkilenir. Su ve gıdalarla alınan toksik maddeler, hormon gibi davranan kimyasallar, besin yetersizliği, fiziksel ve psikolojik stres ve uykusuzluk, sağlıksız fastfood ve şekerli gıdalar ve bağırsak mikrop dengesinin bozulması hormon dengesini altüst eder. Bu nedenle hormon hastalıklarında son yıllarda büyük artış vardır. Eskiden nadir gördüğümüz kadınlarda erken menopoz ve erkeklerde erken yaşta testosteron düşüklüğü, sperm azlığı ve hamile kalamama, yani kısırlık artmış durumdadır. Yine kötü beslenme, hareketsizlik ve çevresel toksinlerin etkisiyle düşük şeker düşük tansiyon sendromu, polikistik over hastalığı, Hashimoto hastalığı, insülin direnci, endometriozis, meme fibrokistleri, rahimde myomlar, akne, sperm azalması, erken ergenliğe girme, erkeklerde testosteron azlığı, kanser ve alerjik hastalıklar hızla artmaktadır.

Bağırsaklarımızda bulunan sağlıklı bakterilerin sayısının azalması da hormon hastalıklarını tetikleyen önemli bir etkendir. Kötü beslenme, uykusuzluk, gelişigüzel antibiyotik ve ağrı kesici kullanmak bağırsak mikrobiyatası dediğimiz bağırsak bakterilerinin dengesini bozarak başta Hashimoto, polikistik over, insülin direnci ve akne gibi birçok hormon hastalığının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Hormonların vücuttaki görevini kısaca bizlere özetler misiniz?

Hormonlar, vücudumuzda yumurtalık, testis, tiroid ve adrenal bez gibi salgı bezlerinden salgılandıktan sonra vücuda haber gönderen çok kuvvetli kimyasal postacılardır. Vücudun sağlıklı olması bunlara bağlıdır. Hormon dengesi sadece üreme faaliyetlerini (âdet görme, ergenliğe girme, seks) düzenlemekle kalmaz, vücudun solunum, sindirim, kalp, kas ve iskelet sistemi, metabolizma, bağışıklık sistemi gibi diğer tüm sistemlerini etkiler. Hormonlar ayrıca beyindeki nörotransmitterler denen hormon yapısındaki proteinleri etkileyerek psikoloji, duygu durumu, iştah, vücut ısısı ve düşünme üzerinde etkili olur.

1572198339032168 sa l kl hormonlar mutlu ya am

Hormonları olumsuz etkileyen birçok dış etken bulunmaktadır. Bunlara bir sıralamaya sokarsak en yaygın olan ilk beş tanesi hangisidir?

  1. Gıda ve suyla alınan toksik kimyasallar
  2. Yanlış beslenme, vitamin ve mineral azlığı
  3. Kronik stres
  4. Bağırsak mikrop dengesinin bozulması
  5. Uykusuzluk, sosyal jet-lag

Bu dış ektenlerden en çok etkilenen hormonlar hangisi?

Hemen hemen hepsi etkilenir. Ancak özellikle önce kortizol ve ACTH dengesi bozulur, sonra tiroid hormonları ve arkasından seks hormonları bozulur.

Hormonları dengede tutmak adına nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

Beslenme ve spor dışında uyku işi çok önemli. Uykusuzluk hormonları bozar. Stres yönetimi de çok önemli. Stres yönetimini iyi yapamayanlarda kortizol aksı bozulur ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Modern yaşantıyla birlikte hayatımıza giren cep telefonları, wifi, tablet ve bilgisayarlar, yüksek gerilim hatları ve hatta tünel kalıp sistemiyle yapılan binada oturmak elektromanyetik alan yaratarak hormonları bozmaktadır. Ayrıca floresan lambalar, bilgisayar ekranı ve her türlü suni ışık vücut sirkadiyen ritmini (biyolojik saati) bozarak hormon hastalıklarına zemin hazırlamaktadır.

Hormonlar ile kilo arasındaki bağdan bahsede bilir misiniz?

Kilo alımının son yıllarda bu kadar artmasının nedeni kötü beslenme, unlu ve şekerli hazır gıda tüketiminin artması, hareketsizlik, az su içme, kronik stres, uykusuzluk, geç yatma , kimyasal ve toksik maddeler gibi faktörlerdir.

Hormon bozuklukları da kilo almayı artırır. Özellikle insülin direnci, leptin direnci, kortizol yüksekliği, tiroid hormon azlığı, prolaktin yüksekliği kilo alımını tetikler. Kızlarda polikistik over sendromu hastalığı kiloyu tetikler. Kilo verememenin altında çoğunlukla hormon dengesizlikleri vardır. İnsülin direnci ve kronik strese bağlı kortizol yüksekliği en çok görülen hormon bozukluklarıdır. İnsülin direncini erkeklerde testosteron düşüklüğü tetiklerken, kadınlarda testosteron yüksekliği tetikler.

Leptin, yağ hücrelerinden salgılanan ve iştahı kesen bir hormondur. Leptin hormonu kilolularda yükselir, bir süre sonra iştahı önleyemez hale gelir ve iştah artar. Bu duruma leptin direnci denir. Leptin direncinde kilo alımı, yeme atakları, streste yükselme, kilo vermede zorluk ortaya çıkar.

Psikolojik stres kortizolü artırarak yağların karında depolanmasını sağlar. Ayrıca iştahı azaltan leptin hormonu azalır ve iştah artar. İştahı artıran Ghrelin hormonu artarak iştah ve gıda alımı artar. Böylece kilo alımı gerçekleşir. Stresten dolayı ortaya çıkan yüksek kortizol seviyeleri spor ve iyi beslenenlerde bile kilo vermeyi zorlaştırır. Acıkma atakları artar.

Yapılan hayvan çalışmalarında kimyasal maddelerin obeziteyi tetiklediği ve Tip-2 diyabet hastalığına ve yağlı karaciğer hastalığına neden olduğu gösterilmiştir. İnsanlarda yapılan çalışmalarda da aynı sonuca varılmıştır. Gıdalarda ve suda bulunan kimyasallar kilo almayı tetikler. Bu kimyasallara obejen, yani kilo aldırıcı denir. Pestisitler, fitalat esterleri, ağır metaller, dioksin, poliklorlu bifeniller, furanlar, alkil fenoller ve bisfenoller kilo aldıran kimyasallardır. Bunlar yağ hücre sayısını artırır.

Vücuttaki hormonal dengesizlik hayat kalitemizde ne tip olumsuz değişimlere neden oluyor?

Gizli şeker, insülin direnci, şeker düşüklüğü ve diyabet; Hashimoto hastalığı, anti-TPO ve anti-tiroglobulin yüksekliği; karaciğer yağlanması, safra çamuru, safra taşı ve kabızlık (insülin direnci, bağırsak bakteri dengesi bozukluğu, tiroid ve hipotalamo-hipofiz-adrenal aks bozukluğundan); düşük tansiyon düşük şeker birlikteliği; Polikistik over hastalığı; biyolojik saat bozukluğu (sirkadiyen ritim bozukluğu); tiroid bezinde nodül; bağırsak bakteri dengesi (mikrobiyota) bozukluğu; Kemik erimesi (osteoporoz) ve hafif kemik erimesi (osteopeni); Parathormon yüksekliği; böbrek oluşumu bunlardan sadece birkaçı.

Hormon dengesizliğe neden olan besinler hangisi?

İçerisinde koruyucu ve glifosat bulunan gıdalar hormonları bozar. Sigara ve alkol de aynı şekilde zararlıdır. Şekerli gıdalar aynı şekilde zararlıdır. Aşırı kahve içmek kortizol ve adrenalin hormonunu artırır. Aşırı çay içenlerde de vitamin ve mineral azlığı oluşur ve bu da hormonları bozar.

 

Bu toksin etkilerden korunmak için neler yapmamız gerekiyor?

  • Et yerine bitkiselsebze ağırlıklı beslenmeli.
  • Fastfood yerine tencere yemeği yenmeli.
  • Cam şişeden su içmeli.
  • İşlenmiş gıdalardan uzak durmalı.
  • Plastik ambalajlardan uzak durulmalı.
  • Streç filmlerden uzak durmalı.
  • Mikrodalga fırında plastik malzeme kullanmamalı.
  • Yağ, sirke, şalgam suyu ve yoğurt için cam ambalajı tercih etmeli.
  • Yeni alınan tekstil ürünleri, giysi, havlu, tişört mutlaka önce yıkanmalı.
  • Peynirler streç filmlere sarılıp saklanmamalı.
  • Termal kâğıt çıktılarından uzak durmalı.
  • İşlenmiş et ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durmalı.

Peki hormonları resetlemek adına neler öneriyorsunuz?

Klio kontrolü çok önemli olup fazla kilolar verilmelidir. Örneğin, Akdeniz diyeti gibi sağlıklı bir beslenmeye geçebilirsiniz. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak; hatta stresten uzaklaşarak yoga, meditasyon ve nefes alma tekniklerine yönelebilirsiniz. Günde en az 2.5 litre cam şişede su içilmelidir. Şekerli, unlu, işlenmiş hazır gıdalardan uzak durmalısınız. Erken yatıp erken kalkmak da oldukça önemli. Biyolojik saatinize (sirkadiyen ritm) dikkat etmek gerekir.

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler