LIFESTYLE

Işık ve gölge oyunları eşliğinde: Esra Bilgiç

Oyunculuğuyla son dönemin göz dolduran isimlerinden Esra Bilgiç’le ışık ve gölge oyunları eşliğinde sinema tadında bir dünyaya doğru yol alıyoruz.
Reading time 10 minutes

Çok genç yaşta oyunculuğa başlamasına rağmen ayakları yere basan, ne istediğini bilen ve hayalleri olan biri. Hayata dair tutkulu olduğunu sanki içine dünyaları sığdırmış gözlerine bakınca hissedebiliyorsunuz. Sadece Türkiye’de değil, birçok yabancı ülkeden sayısı oldukça yüksek bir hayran kitlesine sahip.

Ama kısa bir sürede kavuştuğu bu ün ayaklarını yerden keseceğine, aksine hepsini hazmetmiş bir kadın var karşımda. Doğaya saygılı, hemcinsleri için sağlam adımlar atılması gerektiğini düşünen, eğitimi ihmal etmeyen, ne istediğini bilen, aile bağlarını her şeyden önde tutan, geleceğe dair güzel hayalleri olan yetenekli bir oyuncu Esra Bilgiç.

Bütün dünya farklı günlerden geçiyor. Bu dönem hayatınızda ne gibi değişiklikler yarattı?

Henüz bir sene olmadı ama bu süreç beni inanılmaz değiştirdi. Tüm farkındalıklarım bir yana, kendimi bildim bileli sahip olduğum telaşımı bir kenara bırakmam gerektiğine, aslında beni yoran şeyin bu olduğuna ikna oldum. Üstelik bu telaşımın hayatımı hızla anlamlandırmam gerektiğine olan inancımdan kaynaklandığını da çekinmeden söyleyebilirim.

Pandemi zamanında dizi çekimleri nasıl gidiyor?

Çalışma programımız çok yoğun, altı günde 140 dakika bölüm yetiştirmeye çalışıyoruz. Tahmin edersiniz ki çok zor ama alıştık. Her hafta test oluyoruz. Maskelerimizi daima takıyoruz. Ekip olarak hepimiz bu sürece dair aynı hassasiyeti taşıdığımız için üstesinden gelebiliyoruz, yoksa kontrol altında tutmak mümkün olmazdı.

Oyunculuk size neler kattı?

Oyunculuk bana sürekli bir çalışma disiplini ve cesaret kazandırdı. Ne istediğimi ya da istemediğimi doğru şekilde ifade etmeyi öğretti.

İlham aldığınız isimler kimler?

Çok kişi var… Mustafa Kemal Atatürk, Fyodor Dostoyevski, Sigmund Freud, Mahatma Gandhi, Tevfik Fikret, Johann Wolfgang von Goethe, Rembrandt, Ivan Aivazovsky, Casper David Friedrich, Audrey Hepburn, Marc Chagall, Sebastiao Salgado.

İlk oyunculuk deneyiminiz dönem dizisiydi. Eski yıllarda yaşamış bir karakteri canlandırmak neler hissettirdi?

Tarihi bir karaktere hayat vermenin hazzı tarif edilemez. Ne şanslıyım ki

21 yaşında hayatımın mesleğine bir tarihi karakteri canlandırarak adım attım. Oyunculuğa sıkı sıkı tutunmamı sağlayan en önemli faktörlerden biridir bu başlangıç. Hakkında neredeyse birkaç satırlık bilgi sahibi olduğum çok güçlü bir kadına yeniden hayat verdim. Kostümler, çadır yaşantısı, atlarımızla dörtnala koştuğumuz geniş araziler. Hikayemizin varacağı nokta sebebiyle senaryonun bize çizmiş olduğu bir gerçeklik sınırımız vardı, o sınırlar içinde olabildiğince özgürdük.

Ramo kısa bir süre içinde çok sevildi. Dizide canlandırdığınız Sibel karakteri ile benzerlikleriniz ve ayrıldığınız noktalar neler?

Çok emek verdik, emeklerimizin karşılığını görmek öyle güzel ki. Röportajı okuyan tüm izleyicilerimize gönülden teşekkür etmek istiyorum. Sibel en başından beri haksızlıklara karşı çok net bir tavır sergiliyor. Bir masuma haksızlık eden babası bile olsa ona karşı dimdik duruyor. Hakkaniyetli, adil ve merhametli. Sevdiği insanlar uğruna yapamayacağı tek bir şey bile yok. Ben de adilim. Sevdiğim insanlar için her şeyi göze alırım ve ailem her şeyden önce gelir. Sibel kadar korkusuz değilim; her adımımı ölçüp tartarım. O biraz işini şansa bırakıyor. Ben tesadüflere inanmıyorum ve hayatı ciddiye alıyorum.

Çekimlerin olmadığı bir gününüz nasıl geçiyor ?

Haftanın ortalama beş günü mutlaka çalışıyorum. Ekip olarak bir tam gün dinlenme şansımız oluyor. O günümü de genellikle yeni haftaya hazırlanmak için evde geçiriyorum. Kitap okumayı çok özlüyorum. Bazen hiçbir plan yapmayıp sadece kitap okuyorum. Ailem ve yakın dostlarımla zaman geçirmek de terapi gibi geliyor.

Sosyal medyanın gücü hakkında neler düşünüyorsunuz?

Dürüst olmam gerekirse, bu güç beni ürkütüyor, tabii eğer doğru kullanılmazsa. Bilinçli kullanıldığında, nelere çare ve kimler için ses olduğunu çok iyi gördüm. Her zaman mesafeliyim ve mesafeli kalacağım. Ama beni seven ve benden haberdar olmak isteyen insanlarla kolay ve doğrudan iletişim kurabileceğim tek yer sosyal medya hesaplarım. Bu yüzden gerekli özveriyi göstermeye çalışıyorum.

En büyük lüksünüz nedir?

Birkaç gün şehirden uzaklaşıp bir sahil kasabasında dinlenmek. Kendimi dinlemek.

Yeni normalde en çok neleri özlüyorsunuz?

Bir yerlere gitme kararı vermek için tedirginlik yaşamadığım günleri özledim.

Urduca öğrenmeye başlamıştınız devam ediyor musunuz?

Evet, hala ufak ufak devam ettiriyorum. Dil öğrenmek ve büyük yazarların eserlerini anadilinde okuyabilmek muhteşem bir tat. Fransızca okuma konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Yazmak ve konuşmak için çok sıkı çalışmak gerek tabii.

Pakistan’da reklam çekimleriniz gerçekleşti. Türk kadını olarak yurtdışında ülkemizi temsil etmek nasıl bir duygu?

Son bir senedir başta Pakistan olmak üzere birçok ülkede çok başarılı markaların reklam yüzü oldum. Genç bir oyuncu olarak ülkemi başka ülkelerde temsil ediyor olmaktan mutluluk ve gurur duyuyorum.

Bir röportajınızda karantina sürecinde gereksiz tüketimin zararlarının farkına vardığınızdan söz etmiştiniz. Bununla ilgili neler yapıyorsunuz?

Aslında karantina döneminden önce de aklımı kurcalayan ve içimi huzursuz eden bir şeydi bu tüketim çılgınlığı. Özellikle son birkaç senedir tüketim alışkanlıklarıma bakarak kendimi çok sert eleştiriyordum. Karantina döneminde bazı şeylerden vazgeçmenin aslında düşündüğüm kadar da zor olmadığını görmüş oldum. Sadece kıyafetler için değil, evde tükettiğimiz su da bunun içinde. Artık bazı şeylere dur demek zorundayız. Doğanın sırtından inmeliyiz. Bunu da bizzat kendi yaşantımızda başlatmak zorundayız. Evlerimizde akan suyun nasıl olsa parasını ödüyoruz diye ona sahip mi oluyoruz? Hayır. İnsanoğlu hiçbir şeyin sahibi değil. Kendimizi dürüstçe eleştirip bir şeylere zarar vermeden yaşamayı öğrenmenin vakti geldi.

Kadına şiddet ne yazık ki her geçen gün artıyor, bunu yaşayan hemcinslerinize seslenseniz neler söylerdiniz?

Kadın hakları savunucuları, şiddete uğrayan kadınların bireysel kurtuluş modelleriyle eşit ve özgür yaşam hakkına sahip olabileceğine inanmıyorlar. Anlık tepkiler değil, örgütlü, politik ve sürekli bir mücadelenin kurtuluş için tek çare olduğunu savunuyorlar. İhtiyacımız olan örgütlü ve sürekli bir mücadele. Kadına şiddet bambaşka şekillerde her gün yüzleştiğimiz “gerçek” bir sorun. Her kadının ya da maalesef bir kız çocuğunun şiddetin başka türlerine, evde, markette, okulda, çalışırken, yolda yürürken, toplu taşıma kullanırken ya da araba kullanırken, kendini ifade ederken, günün herhangi bir saatinde maruz kaldığına eminim. Bu şiddeti ifade etmeye korkmadığımız şartlar sağlanmalı. Adalete olan inancımızı ve güvenimizi sağlam tutacak kararların ve önlemlerin alındığını görmeliyiz. Her alanda toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmalıyız. “Kadın dediğin” (ya da erkek dediğin) ile başlayan söylemlere hep birlikte karşı durmalıyız. Kadın, erkek ne yapıyorsa yapabilir. Yapmayı seçmesi yeterlidir.

Aşkla ilgili düşünceleriniz neler?

“O (aşk) bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka; istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka. Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!” diyor Sabahattin Ali.

Hayatta neleri ön planda tutarsınız? Neler sizin için olmazsa olmazdır?

Sevgi. Doğaya, insanlara, dünyaya ve evrene saygı duyan, sevgi dolu bir kalp. Dostoyevski, “Her zaman sevgiden yana olun. Sevginin yardımıyla koskoca dünyayı fethedebilirsiniz” diyor. Ve ailem. Tek gerçek servet ailedir. İnsan büyüdükçe bunu çok daha iyi anlıyor.

Her şey normale döndüğünde neler yapmayı istiyorsunuz? Planlarınız nedir?

Arabama atlayıp, müziği açıp, bir sahil kasabasına doğru yola çıkıp, bol kitapla, Wi-Fi’sız ve telefonsuz birkaç hafta geçirme hayali kuruyorum. Uzun vadede planım ise kardeşim Ali’yle bu süreç bittiğinde yurtdışında da eğitim almak. O da benim gibi hukuk okuyor. Ayrıca Londra’da yarım kalan bir drama eğitimim var. Onu da tamamlamak istiyorum.

 

FOTOĞRAF CİHAN ALPGİRAY

MODA EDİTÖRÜ TUĞÇE BAHÇIVANGİL

RÖPORTAJ CEYDA GEDİKOĞLU

 

STYLING: BOREAL BRANDLIFTING ÜRÜNLERİ İLE.

Tags

esra-bilgiç

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler