LIFESTYLE

Motivasyonun sırları : Anıl Köprülü

Çalışkan ve azimli olmak iş hayatında doğru kapıların açılmasına yardımcı oluyor. Bu kapıları sonuna kadar açmayı başaran Omega Türkiye Pazarlama Müdürü Anıl Köprülü ise hayata olan bakışını bizlerle paylaşıyor.
Reading time 8 minutes

Başarılı bir kariyer çoğu kişinin hedefleri arasında yer alıyor. Peki bunun için ne yapmalıyız, kariyerimizi nasıl yönetmeliyiz? Dikkat etmemiz gereken birçok noktanın cevabını net bir şekilde veremiyor olsak da iyi bir kariyere sahip olan Anıl Köprülü ile bir araya gelerek ilham kaynağımızı güçlendiriyoruz. Aslında sadece kariyerini değil, onu o yapan özellikleri de mercek altına alıyoruz.

 

Uzun yıllardır sektörde başarılı bir grafik çiziyorsunuz. Yolun başına dönecek olursak, hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiniz?

Öncelikle teşekkür ederim. Annem ve babam oldukça yoğun tempoda çalışan insanlardı. Her ikisi de hafta sonları dahi çalışmasına rağmen işlerini severek yapıyorlardı. Böyle bir ortamda büyüyünce, çalışma hayatı benim için hep bir an önce atılmam gereken bir alan oldu. Daha da önemlisi, tıpkı ailem gibi sevdiğim işi bulabilmeliydim. O yüzden, üniversiteye girer girmez yarı zamanlı olarak karşıma çıkan tüm iş fırsatlarını değerlendirmeye başladım. Çevirmenlik, hosteslik, organizasyonlar, fuarlar, davetler... Hepsinde çeşitli görevlerde yer alarak ilgimi çeken iş alanını keşfetmeye çalıştım. Üniversite son sınıfta arayışımı bulmuştum; iletişim ve pazarlama alanında iş hayatıma devam etme kararı aldım. İstanbul Üniversitesi’nde lisans eğitimi aldıktan sonra Galatasaray Üniversitesi’nde iletişim alanında yüksek lisans yaptım. Bu esnada hem yurtdışında hem yurtiçinde kendi alanımda çalışmaya devam ettim. Gerisi kolaydı, tüm ruhumu ve iş gücümü bu alanda kendimi geliştirmeye verdim.

İş ve özel hayatınız arasındaki sınırları oluştururken zorlandığınız oluyor mu?

20’li yaşlarda, iş ve özel hayatının iç içe geçmesi bana keyif veriyordu. Hatta bunu kendim isteyerek yapıyordum. Yaşım ilerlediğinde ise aileme, hobilerime, eşime, dostlarıma ve kendime ayıracak vakti yönetmem gerektiğini fark ettim. Başlarda zorlandım. Hatta seyahatlerim sebebiyle onlarla yeteri kadar ilgilenmediğim için bana tavır alan arkadaşlarım dahi oldu. İş ve özel hayatın sınırlarını oluşturmada kurallar koymaktan ziyade zaman yönetimi oluşturmaya başladım. Erken kalkmak işimi çok kolaylaştırıyor. Gün içinde her şeyin yaklaşık bir zamanı var hayatımda. Bir de aynı anda iki veya üç şeyi yapmamaya çalışıyorum. Tüm enerjimi tek seferde tek bir odağa vererek zamanımı daha efektif kullandığıma inanıyorum.

 

Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?

Yaşadığımız son bir yıl, bize hayatta en önemli hazinemizin sağlığımız olduğunu bir kere daha hatırlattı. Benim de aklıma gelişim deyince önce beden ve akıl sağlığı gelişimi geliyor. Eski lisanslı Galatasaray voleybol takımı oyuncusuyum. Voleybolu bıraktığımdan bu yana haftanın 3-4 günü mutlaka spor yaparım. Yine haftanın hemen hemen her günü meditasyon ile zihnimi dinlendirip bakış açımı geliştirmeye çalışırım. Glütensiz ve vegan beslenme ile bedenimin sindirim yükünü azaltıyorum.

Peki, düzenli spor yapmak size neler hissettiriyor?

Profesyonel sporu okul sebebiyle bırakınca fark ettim ki hayatımda spor olmayınca büyük bir eksiklik oluyor. Spor benim için bedenimin günlük bakımı gibi. Yoğun bir iş gününün ardından yapılan spor tüm motivasyon ve enerjimi bana geri veriyor. Günlük hayatta daha aktif ve pozitif bir insan olmamı sağlıyor. Spor yaparken hem bedenimi hem ruhumu özgürleştirdiğimi hissediyorum. Tatillerde bile yanıma eşyalarımı alıp öğlen spor yapan biriyim. Tüm çevrem beni “spor delisi” olarak adlandırıyor. Açıkçası bu şekilde anılmak hoşuma gidiyor.

 

Sizce içinde bulunduğumuz bu dönem alışkanlıklarımızı da etkiliyor mu?

Anlamakta ve kabul etmekte zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Hepimiz alışkanlıkları- mızı, düzenimizi, en önemlisi de doğru bildiklerimizi bir kenara koymak durumunda kaldık. Hem özel hem de iş hayatlarımızı baştan inşa ediyoruz. İnsanlar değişime çoğu zaman direnç göstermiştir. Ancak bu sefer bir seçme şansımız maalesef yok. Bu süreç sadece alışkanlıklarımızı değil, tüm hayatımızı etkiliyor. Bu konu ve hayat ile ilgili bakış açımı Bruce Lee’nin okuduğum bir sözüyle eşleştiriyorum: “Su gibi ol dostum.” Su gibi olunca insan, her formu alıp her şarta uyum sağlayabilir.

 

Stillerimiz iyi görünmemize ve kendimizi doğru ifade etmemize olanak sağlıyor. Peki siz stilinizi oluştururken nelerden ilham alıyorsunuz?

Olabildiğince sade ama şık tutmaya çalıştığım stilimi zamansız parçalar, blok renkler ve minimal desenlerden oluşturmayı seviyorum. Aksesuarlar ile de stilimi tamamlıyorum. İşim gereği modayı yakından takip ediyorum. Yabancılardan Victoria Beckham’ın tarzına bayılıyorum ve bana çok ilham veriyor. Zamansız, kilit ve kaliteli parçalara yatırım yapmak, dolap karşısına geçip “bugün ne giysem” kararını kolaylaştırıyor. Çünkü hemen hemen her parça diğeri ile eşleşiyor.

 

İş hayatınızın size en çok keyif veren noktalarını sorsak, bize nasıl bir cevap verirsiniz?

İletişim yüksek lisansı yaparken bir hocam, sektörümüz ile ilgili “Devamlı antenleriniz açık olmalı” demişti. İşte beni en mutlu eden kısım burası; devamlı antenler açık halde iletişimde ve akışta kalmak. Her gün yeni insanlar ile tanışmak, onlarla projeler üretmek, sosyalleşmek, seyahat etmek ve tüm projeleri gerçeğe dönüştürmek... İşim gereği aşırı sosyal olmam gerekiyor: Gündüz ofiste toplantılar, telefon trafiği, öğle yemeği toplantıları, mekan ziyaretleri, çekimler, ajans görüşmeleri ve akşam da sektörel davetler. Her gün devam eden bu tempo için bazen “Yorulmuyor musun?” sorusunu alıyorum. Akışta ve iletişimde kalmayı sevdiğim için bunların hepsi benim için bir zevk.

 

Gelecek planlarınıza da değinmek istiyoruz. İlerleyen dönemler için sizi heyecanlandıran, içinde bulunmak istediğiniz bir proje var mı?

Yine pandemi dönemi ile birlik olmanın, yardımlaşmanın önemini bir kere daha anladım. O yüzden artık elimden geldiğince yardım kampanyalarında, yardım kuruluşlarında aktif rol alıyorum. Yakın gelecekte, benim gibi hisseden dostlarım ile birlikte yardım çalışmaları gerçekleştirmeyi planlıyorum ve bu planlar beni çok heyecanlandırıyor.

 

Artık çoğu sektörün dijital dünya ile iç içe olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Peki, siz dijital dünyanın önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dijital dünya ve orada bıraktığımız izler artık yeni kimliğimiz. Dolayısıyla önce biz iş profesyonellerinin, sonrasında herkesin dijital ortamı dikkatli ve bilinçli kullanması gerektiğini düşünüyorum. Orası artık salt bir eğlence ortamı değil. Bizi vezir de rezil de edebilme potansiyeline sahip bir ortam. Yeni dünya dijitalde kuruluyor. Bizler de geç olmadan yeni dünyadaki yerimizi alıp kendi profesyonel varlığımızı dijitalde doğru bir biçimde konumlandırmalıyız.

Son olarak size ilham vermeyi başaran bir ismi sorsak bize kimi söylersiniz?

Annem ve babam benim hem iş hem de özel hayatımdaki idollerim. Sevdiğin işi yapmayı, çok çalışmayı ama bunları yaparken aileye zaman ayırmayı ve dürüst bir insan olmayı onlardan öğrendim. Hayatımda gördüğüm en tatlı ve birbirine bağlı çift olmaları da cabası. Evliliğimde de onları kendime örnek alıyorum.

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler