MODA

Bünyamin Aydın: Şehrin hikaye anlatıcısı

İmza attığı koleksiyonlarla sadece Z kuşağının değil, sokak kültürünü yakından takip eden herkesin kalbini çalmayı başaran Bünyamin Aydın ile kuralların olmadığı bu dünyadaki gelecek için hayallerini anlatıyor.
Reading time 12 minutes

Bazı markaların gelişim sürecini izlemenin keyfi bambaşka oluyor. Bunlardan biri de Bünyamin Aydın imzası taşıyan Les Benjamins… 2011 yılında kurulduğu günden bu yana yarattığı desenler, kullandığı canlı renkler, yenilikçi materyaller ve üretim teknikleri, imza attığı iş birlikleri, ses getiren kampanya çekimleri ve partilerle dikkatleri üstüne çekmeyi başaran marka, Bünyamin’in bu yıl 30 yaşına girmesiyle yepyeni bir boyut kazanarak moda dünyasındaki varlığını korumaya devam ediyor. 2020 İlkbahar-Yaz Paris Erkek Moda Haftası kapsamında tanıttığı Wild Wild East koleksiyonu ise bunun en güzel örneklerinden. Şehrin en ikonik adreslerinden Palais de Tokyo’da aylarca süren bir hazırlığın ardından gerçekleşen defile yabancı basının büyük ilgisini çekerken Doğu’nun popüler “psychedelic rock” akımını bir kere daha bizlere hatırlatıyor. İmza attığı her koleksiyonda Batı ile Doğu arasında şaşırtıcı bir bağ kurmayı başaran genç tasarımcı pek yakında uluslararası bir markayla sürpriz bir çalışmaya imza attığının da tüyosunu veriyor. Bugüne kadar Nike, Puma gibi markalarla çalışma fırsatına sahip olan Bünyamin hayallerinin daha çok başında olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Kuralların olmadığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. O yüzden bence hikâyenin gerçekliği ve anlatış şekli herkes için en önemli konular.”

 

2010’lu yıllara arkada bırakırken yepyeni bir on yıllık döneme giriyoruz. Geçen on yıla bakıldığında sokak modası, modayı yönlendiren en önemli temel taşlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki bundan sonrası için ne düşünüyorsun? 

Sokak modası diye bir şey kalmadı aslında. Sokak kültürü artık genel moda akımının bir parçası oldu. Virgil Abloh, Matthew Williams, Stephane Ashpool ve benim gibi isimler aslında bu akımı ileriye itti ve trend olmaktan çıkmasını sağladı. Artık geleneksel moda gücünü korumaya çalışıyor.

Dünyaca ünlü birçok moda markası genlerinde olmamasına rağmen bir şekilde yaptıkları iş birlikleri ya da kampanyalar ile sokak modasının bir parçası olmaya çalışıyor. 

Aslında lüks moda evleri ve geleneksel markalar Y ve Z kuşağı müşteri portföylerine dahil etme çalışması bu. Bir dergide okudum ve çok hoşuma gitti. Yeni nesil spor fenomenleri artık moda tasarımcıları. Dior ve Shawn Stussy ile iş birliği bence doğru bir örnek. Hem Dior’un ana kişiliğinden uzak olmaması ve sokak kültürüne çok değer vermiş olan Shawn Stussy’nin diline de uygun çok dengeli bir iş birliği olmuş. Aslında her şeyden önemlisi iki kişiliğin bir araya geldiği hikâye anlatımı ve birbirleriyle barışık olmaları. Gerçek hikayeler artık etki yapıyor. Pazarlama diye bir terim kalmadı. 

Senin sokak modası tutkun ne zaman, nasıl başladı?

Çocukluğumun ilk dönemi Japon kültürü ile geçti. Anime ve manga hayranlığımı Dragboll karakterleri çizmekle sonuçlanıyordu. Ayrıca çok ciddi bir Pokemon kolektörüydüm gençliğimde. 12-15 yaşlarında Linkin Park, 50 Cent, Jay Z, Eminem gibi isimler çok ilgimi çekmeye başladi. Özellikle ilk giydiğim sokak giyim markası FUBU’ydu. O zamanlar çok popülerdi ama artık maalesef geleneksel bir sokak giyim markasına dönüştü. Supreme, Stussy, Carhartt gibi markalar da takibime doğal olarak girdi. Çocukluğumdan beri özel seri sneaker koleksiyonu yapıyorum. Benim için sokak ve sneaker kültürü bir meslekten daha çok bir tutku. Yaşım ilerledikçe giydiğim, takip ettiğim ve koleksiyonunu yaptığım marka sayıları da arttı.

En çok hangi markaları ya da iş birliklerini takip ediyorsun? Farklı parçalar bulmanın sırrı nedir bu alanda?

Koleksiyonumun en ağır markası kesinlikle Nike. Çok sınırı sayıda ve çok göz önünde olmayan ama benim için çok değerli sneakerları koleksiyonuma ekliyorum. Mars Yard 2.0, Jordan 1 Union LA, Mars Yard Overshoe, SB Dunk Low Travis Scott, Air Max 97 Silver Bullet gibi parçalar benim için oldukça değerli. Sırf sneaker koleksiyonum ile ilgili ayrı bir röportaj verebilirim. Son dönemde en çok Tom Sachs, Sacai, Undercover, Commes Des Garcons gibi iş birlikleri ilgimi çekiyor. Lüks giyim markalarında da Gucci ve Prada en sevdiğim markalar arasında yer alır.

Sence şu anda sokak modasının en güçlü olduğu yerler neresi? 

Paris en güçlü şehir. Londra, Berlin ve Amsterdam bence sokak kültürü için Avrupa’nın en önemli şehirleri. Şehrin yarattığı enerji ve dünyanın her köşesinden kültürel açıdan zengin olmaları güçlü bir enerji yayıyor insanlara. 

Türkiye’de ilgi nasıl? Sanki her geçen gün daha da artıyor.

Özellikle Z kuşağı benim ne yaptığımı çok iyi anlıyor ve onların heyecanı beni daha da çok heyecanlandırıyor.

“Tasarımcı” kelimesi evrim geçirmeye başladı. Artık bir moda tasarımcısı yılda birkaç koleksiyon hazırlamanın çok daha ötesinde işlere imza atıyor. Senin gibi…

Kuralların olmadığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. O yüzden bence hikâyenin gerçekliği ve anlatış şekli herkes için en önemli konular.

 

1589788875190310 img 06161589788875795062 img 0865

Bu anlamda hayran olduğun, yaptığı işleri takip ettiğin bir isim var mı?

Hiroshi Fujiwara’yı gençliğimden beri takip ediyorum. “Fragment design” altında yaptığı işleri ve projelerini yakından takip ediyorum.

Kapsül koleksiyonlar, sokak modasının önemli bir parçası. Satışa sunulduğu an hızlı bir şekilde tükenen, tüketicilerin uğruna sıralar beklediği özel işbirliklerin markalara faydası nedir? Neden bu kadar çok ilgi var?

Arz ve talep meselesi aslında. Ürünü ne kadar sınırlandırırsanız o kadar daha değerli olur.

Peki bu kapsül koleksiyon trendi 2020’li yıllarda da aynı yoğunlukta devam edecek mi sence?

Aslında tam tersi, sezonluk koleksiyonlar değer kaybetmekte her yıl. Yeni bir ürün çıkarma çağına dönüşüyor moda sektörü.

Les Benjamins olarak siz de nerdeyse her ay farklı bir iş birliği/kapsül koleksiyon ile karşımıza çıkıyorsunuz. Yorulmuyor musun? 

Les Benjamins olarak çok ciddi talepler alıyoruz. Ayda üç tane iş birliği/kapsül koleksiyonu çıkarsak yine ürünlerden kalmaz. Aslında talebe karşılık veriyoruz.

Bugüne kadar yaptığın iş birlikleri arasında sana en çok heyecan veren ne oldu? Yakın zamanda heyecan veren bir proje var mı bizleri bekleyen?

Nike VoteForward sneaker tasarımım çok büyük heyecan verdi. Nike’a tasarım yapan ilk Türk olmam ve aynı zamanda ilk sneaker tasarımım oluşu en büyük etkenlerden. Çok büyük sorumluluk altında olmam beni daha da olumlu bir stres altında soktu. Sonuçta Türkiye’yi temsil ediyorsun bir tasarımcı da olsan. Bu yıl Amerika’nın ve Fransa’nın en büyük markalarından biriyle çok yakında duyuracağımız iş birliklerimiz var. Çok heyecanlı bir yıl olacak… İsimlerini şu an paylaşamıyorum. 

 

1589788895847538 img 07541589788895917093 les benjamins film 20

Özellikle iş birliğine girmek istediğin, hep hayalini kurduğun bir marka/tasarımcı var mı?

Prada x Les Benjamins

Les Benjamins marka olarak kurulduğu ilk günden bu yana koleksiyonlarıyla hep batı ile doğu arasında bir köprü kurdu. Anladığım kadarıyla bu önem verdiğin bir detay… 

İlk kurduğumda Doğu ve Batı deyimini kullanıyorum ama artık Doğu’nun bugünkü haline dönüştü. Doğu ve Batı demek aslında ayrımlaştıran bir durum ve negatif. Doğu’nun bugün hoşuma giden halini aslında kendi gözümle tasarım diline yorumluyorum.

Önce Floransa Pitti Uomo misafir sanatçı olarak, şimdi de Paris’te 2020-21 Sonbahar-Kış Erkek Moda Haftası kapsamında bir defile gerçekleştirdin. Hazırlık süreci nasıl geçti? Hiç şüphesiz zorluklar olmuştur… 

Neden bilmiyorum ama çok stresliydim. Bir yıldır defile yapmıyordum belki de beklentim hep çok fazla ve yukarıda olduğu için kendi kendimi strese soktum. Koleksiyonu tasarladığımda Türkiye’nin 1970 ve 1980’li Anadolu rock temasına sahip olması da ayrıca heyecan kattı. Barış Manço, 3 Hürel, Cem Karaca gibi isimleri gençliğime beni geri götürdü. Aslında onların yaratmış olduğu akım ve müzik, Les Benjamins’in tavrı ve duruşu ile çok barışık. Doğu’dan Dünya’ya yayılmış melodiler…

 

1589788910603539 fd201339 2020011711205696 20200117023938

Yabancı basının dikkatini çeken isimler arasındasın. Wild Wild East’e yorumlar nasıl?

İlk okuduklarında direkt gülüyorlar. Gerçekten Wild Wild East kelimesi bana heyecan veriyor. Doğu’da psychedelic rock akımı olduğunu bilmeyen çok basın mensubu vardı. Defileden sonra kulise gelip, Anadolu rock müzisyeni isimleri isteyen beşten fazla moda basını oldu. Biz kendi kültürümüzü dünyaya pazarlayamamışız. Aslında o kadar zenginiz ki, bu durum beni daha da çok motive etti ve kültürümüzü dünyaya tanıtmak ve Türk gençlerinin kendi kültürünü sahiplenmesini sağlamak beni çok mutlu ediyor. Dünya insanıyım ama kendi kültürümüzü kaybetmemiz gerektiğini düşünenlerdenim.

Koleksiyondan ve defileden biraz bahsedebilir misiniz? 

1970 ve 1980’lerin Anadolu Rock kültüründen esinlendiğim bir koleksiyon. Özellikle parçalarda 70’li yılların yakalarını, çizgilerini görebilirsiniz. Kadife ve ipek kumaşlar o çağa geri götürüyor insanı. Anadolu’nun hissiyatını da baskılarda bulabilirsiniz. Kapüşonlu sweatshirt’lerde psychedelic albüm kapaklarından esinlendim, minimal bir duruş ve daha çağdaş bir ilham olarak bakabilirsiniz. Çok kostüm gibi durmasını istemedim koleksiyondaki parçaların, gerçekten giyilebilir ve minimal olmasına dikkat ettim tasarımların.

 

1589789886468909  fd12855 2020011730351360 202001170528321589789886746838 09 full length

Son zamanlarda moda dünyasında “genderless” “democratization/diversity” “sustainability” kavramların önemi her geçen gün artıyor. Bu konuda ne düşünüyorsun? Les Benjamins olarak bu kavramlara karşı duruşunuz nasıl?

Hepsi çok önemli. Pazarlama olarak bakarsanız çok büyük hata yaparsınız. Sahiplenmek ve gerçekten bu konulara değinmek çok önemli. İnsanları özgür hissettirmek ve dünyamıza sahip çıkmak bence artık temelimiz olmalı.

Daha 30 yaşına yeni girdin ancak uluslararası anlamda birçok başarıya imza attın. Bundan sonrası için hayallerin nedir?

Hayallerimin daha çok başındayım. Vizyonum gerçekten çok uzun vadeli ve gerçekleştirebileceğime inandığım hayallerle dolu. Bu yolculukta bana değer veren ailem, eşim, dostlarım ve Les Benjamins topluluğuna, moda sektöründe değerli editörler, fotoğrafçılar ve perde arkasında duran herkese teşekkür etmek istiyorum. Hep beraber aslında bu akışın bir parçasıyız ve bazen insan bazen tek başına gelişemediğini unutuyor. Herkese gerçekten teşekkür ederim.

 

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler