MODA

Harikalar Diyarı

Moda dünyasının en çok tıklanan internet siteleri arasında yer alan The Coveteur, ilham verici isimlerin evlerinde yaptığı göz kamaştırıcı çekimleri yepyeni bir kitapta bir araya getiriyor.
Reading time 7 minutes

Hayat ya da giyim tarzını beğendiğimiz isimlerin özel hayatlarını gözetlemeyi sevdiğimiz sır değil. Nereye gider, kiminle dolaşır, hangi markaları tercih eder, seyahat ettiğinde hangi otelde kalır? Onlarca soru aklımızda dolaşıp durur, söz konusu kişiler hakkında. Tüm bunları öğrenmek için yıllarca magazin dergilerini hatmettik. Bir zamanlar Ses dergisi dönemin gündemini tutardı, sonra bayrağı magazin ve moda dergileri devraldı. Ancak son yıllara kadar belli bir seviyede olan gözetleme tutkumuz internetle birlikte her geçen gün daha da yoğunlaşmaya başladı. Magazin dergilerinin yerini Instagram, Snapchat ve internet siteleri almaya başladı. Etiler’deki evimizde, Bodrum’daki yazlığımızda ya da Paris’te bir café’de yemek yerken en beğendiğimiz stil ikonunun saniye saniye neler yaptığını takip edebildiğimiz bir dönemi yaşıyoruz. Hatta bununla da kalmıyor, giyinme odasına kadar girme şansı buluyoruz. Bize bu imkanı sağlayansa Stephanie Mark ve Jake Rosenberg tarafından kurulan The Coveteur sitesi.

BİRİ ONLARI GÖZETLİYOR

Beş yıl önce yayın hayatına başlayan, şimdilerde internet dünyasının en güçlü medya kuruluşları arasında yer alan The Coveteur, haftada üç kere güncellediği adresinde dünyanın farklı noktalarından isimlerin gardıroplarına yer veriyor. Bu özelliği sayesinde de moda tutkunlarında bağımlılık yaratıyor. 

Kendi adıma konuşmam gerekirse; haftalık bülteni e-posta kutuma düştüğü an, beni modanın harikalar diyarında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Bu konuda benimle hemfikir olan insanların sayısı ise göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Mesela Rosie Huntington-Whiteley: “The Coveteur sitesini ilk ne zaman keşfettiğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım bir şey varsa, o da ziyaret ettiğim anda bilgisayarımdaki ‘sık ziyaret edilenler’ kısmında yerini aldığı. İnternet benim için her zaman ilham aldığım, aynı zamanda her konuda bilgi sahibi olmamı sağlayan bir mecra oldu. Her gün yeni blog’lar, internet siteleri, aplikasyonlar ve video kanalları karşımıza çıkıyor. Hatta bazen günlük ihtiyacımız olan bilgi ve fikre sahip olmak için bu kadar seçeneğimizin olması yorucu bile olabiliyor” diyor. The Coveteur sitesini özel kılansa minimal konseptiyle hepsinin arasından kolayca sıyrılması: “Stil ikonlarından moda endüstrisinin hatırı sayılır isimlerine, yeni It girl’lerden giyim tarzlarıyla bizi etkileyen kadınlara birçok farklı ismin mahrem alanlarına The Coveteur sayesinde sızma şansına sahip oluyoruz. Üstelik bunu yaparken keyifli ve uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Bir gün Los Angeles’taki müzisyenler ile oyuncuların gardıroplarına göz atarken, ertesi gün kendimizi bir anda Sidney, Paris ya da Japonya’da bulabiliyoruz. Hatta bazen sosyal medya fenomenlerinin giyinme odalarını, dünyanın önde gelen tasarımcıların çalışma alanlarını ve ses getiren çekimlerin kamera arkası görüntülerini bile görme şansına sahip oluyoruz.” 

The Coveteur ekibi tarafından çekimlerde yapılan prodüksiyonlar ve ortaya çıkan fotoğraf kareleri oldukça ilgi çekici, yaratıcı ve kesinlikle tutkulu. İlham alırken ufak bir alışveriş listesi bile hazırlayabiliyorsunuz. Huntington-Whiteley’in sözleriyle; “Siteye her girdiğimde kendimi ilk randevusuna gitmek için annesinin gardırobundan giyinme hakkı kazanan heyecanlı bir genç kız gibi hissediyorum. Ya da anneannesinin mücevher kutusunu karıştıran beş yaşındaki bir çocuk gibi...” Kasım ayında raflardaki yerini alacak The Coveteur kitabının önsözü için internet sitesi hakkındaki düşüncelerini dile getiren süpermodel, aynı zamanda göz kamaştırıcı gardıroplarıyla kitabın sayfalarını süsleyen 43 isimden biri.

SAYFALAR ARASINDA  İLHAM TURU

Karlie Kloss, Bobbi Brown, Cindy Crawford, Christian Louboutin, Miranda Kerr, Tavi Genson, Tommy ve Dee Hillfiger, Lulu Kennedy, James Goldstein, Huge Hefner, Caroline Issa, Alice Temperley gibi isimlerin karşımıza çıktığı kitabın çıkışı şerefine, The Coveteur sitesinin yaratıcıları Stephanie Mark ve Jake Rosenberg ile konuşma fırsatı bulduk. 

“2010 yılında The Coveteur fikri ilk aklımıza geldiğinde, amaç aslında bir online medya şirketi kurmak değildi. Kendimize, dünyayı gezecek, yeni insanlarla tanışacak ve bizi bu neslin en ilham verici kişileriyle bir araya getirecek bir neden yaratmak istemiştik. Farklı mesleklerdeki isimlerin gardıroplarını ve evlerini görüntülemek, sokak modasının yükselişine bir alternatifti. Tabii, o zaman Instagram henüz bu kadar popüler değildi. 21 Ocak 2011’de, sabah 09:00’da internet sitesi yayın hayatına başladığında sadece altı isim vardı. Ancak bir ilk olduğundan, anında yoğun bir trafik çekmiştik.” Kuruluş aşamasını bu sözlerle anlatan ikili, imza attıkları farklı prodüksiyonlarla birçok derginin girmeye izin alamadığı evleri ziyaret etme fırsatı yakalayarak kısa sürede internet dünyasında fark yarattılar. Rosenberg ile Mark, sitedeki değişimi ise şöyle özetliyorlar; “Geride bıraktığımız beş yılda The Coveteur, küçük çaplı bir internet sitesinden haftada üç kere yepyeni çekimlerle güncellenen bir mecra haline geldi. Dahası, ilham verici isimlerin evlerinin yanı sıra moda dünyasına dair farklı projelere de imza atmaya başladık. Christian Dior’un Tokyo’daki defilesi için özel bir çekim gerçekleştirdik, Coco Chanel’in Rue Cambon’daki evinde markanın ürünleriyle keyifli bir prodüksiyona imza attık...” 

Tabii ki, bu başarının ardında büyük bir iş gücü yatıyor. Haftanın en az iki günü seyahat eden ikili, büyük bir ekibe sahip olmalarına rağmen, birçok çekimde bizzat yer almaya özen gösteriyorlar. Site içeriklerinin yanı sıra markalara fotoğraf çekimleri için kreatif danışmanlık yapıyorlar, bir fotoğraf ve video prodüksiyon şirketine sahipler, ayrıca lüks markalara online yaratıcı içerik üretiyorlar. Bu nedenle, onları bir gün Londra’da Mulberry’nin marka elçisi olarak, ertesi gün Dubai’de bir penthouse suitte çekim yaparken bulmanız mümkün. Hayatları adeta uçakta geçen ikili, yine de bu yorgunluğun her şeye değer olduğunu söylüyor ve yeni bir kitapla taçlandırdıkları başarılarını devam ettirmeyi hedefliyorlar. Gençlik heyecanı işte...

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler