MÜCEVHER

Begum Kıroğlu ile 2020'de mücevher sanatı

Begum Khan markasının yaratıcısı 2020'li yıllar ile birlikte mücevher dünyasında meydana gelecek değişimleri ve gelişmeleri anlatıyor.
Reading time 5 minutes

Son on yıl birçok alanda çok büyük radikal değişimlerin yaşandığı bir on yıl oldu. Begüm Khan markası da 2010’lu yılların bir markası. Böyle zorlu bir dönemde marka yaratmak zor oldu mu?

Markayı ilk yarattığımda 2012’de halen Şangay’da yaşıyordum. Çin’de inanılmaz bir değişim, yenilik ve dinamizm vardı. Yarım milyon yabancının halihazırda yaşadığı şehre girişimciler, tasarımcılar, sanatçılar akın etmeye başlamıştı. Şehir ve içinde yaşayan herkes, her fikre, her yeniliğe açık ve cesurdu. Böyle bir ortamda olmak bana çok ilham vermişti ve bu cesaretle 2012’de kol düğmesi markası olarak yola çıktım.      

Osmanlı eserleri koleksiyonu yapan, tarihle ilgilenen bir ailesinin en genç üyesi olarak geçmiş ile gelecek arasında hiç sıkıştığını düşündüğün oldu mu?

Kesinlikle düşünmüyorum. Zaten gelecek geçmişle çok ilişkili. Tarihten çok ilham alıyorum. İçinde büyüdüğüm ortam, estetik anlayışımı çok etkiledi. Antika bir fincandaki kuş figürü, Tibet halısında gördüğüm kaplan gibi formlar hep tasarımlarımda tekrar hayat buluyor. Aslında ben de geleceğin antikaları olacak tasarımlar çıkarmaya çalışıyorum. 

Sence günümüzde mücevher tasarımı nedir? Eski mücevher zanaatkarlığı ile kıyaslandığında nasıl farklılıklar ortaya çıkıyor?

Günümüzde çok enteresan malzemeler ve teknolojiler çıktı ve bence bu da yaratıcılığı artırdı. Mesela plastik, ahşap, cam gibi 100 sene önce mücevher veya takı yapılması söz konusu olmayan malzemeler ya da 3D baskı gibi teknolojiler yaratıcılığını farklı şekillerde ifade etmek isteyenler için yepyeni araçlar oldular. Bununla beraber bir yandan özellikle Türkiye’de zanaatkarlık devam ediyor. Biz bütün mücevherlerimizi İstanbul’daki zanaatkarlar ile el yapımı olarak hayata geçiyoruz. Bu da her parçaya bir karakter veriyor.  

Değer dediğimiz kavram objede ne anlama gelir?

Öncelikle objenin artistik olarak ne ifade ettiği çok önemli. Mesela kartondan yapılmış bir obje bile çok değerli olabilir; eğer sanatsal bir güzelliği, kendine özgü bir tasavvuru ve yeniliği varsa. 

Materyallerin değeri yeni çağda kişiliğimizle nasıl örtüşüyor?

En iyi materyallerle yapılmış bir obje tabii ki harika olur ama biraz önce konuştuğumuz gibi bence sanatsal önemi malzemeden çok daha kıymetli, özellikle günümüzde. 

İçerisinde bulunduğumuz dijital çağda lüksün de anlamı değişmeye başladı. Bu konuda ne düşünüyorsun? Sence mücevherler “lüks” olarak gelecekte var olmaya devam edecek mi?

Lüksün kişiselleşmeye başladığını ve bu yönde gideceğini düşünüyorum. Herkese göre lüksün tanımı farklı. Bazıları için güzel bir elbise, bazıları için harika bir yemek, bazıları için sessizlik, bazıları için ormanda koşabilmek, bazıları için en iyi servis olabilir. Mesela benim için sekiz saat uyku!

Peki bu dijital çağda yeni şeyler yaratmak sence zor oluyor mu?

Aksine dijital cağın yaratılan şeyleri farklı kitlelere ulaşmasını sağlamakta yardımcı olduğunu düşünüyorum. Yeni başlayan tasarımcılar, yaratıcı fikirlerle dijital dünyayı kendilerine özgü bir şekilde kullanıp, harika yerlere ulaşabilirler. 

Sosyal medyanın moda üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsun?

Sosyal medya şu anda moda üzerinde en büyük etki sağlayan mecralardan biri ama bazen etki alanının negatif anlamda çok kuvvetlendiğini ve estetik algımızı tekdüze bir hale getirdiğini düşünüyorum. Tasarımcılar tabii ki sosyal medyayı kullanmalı ve haberdar olmalılar, ama bir yandan özgün, yenilikçi ve farklı olabilmek için uzak durulması gerektiğini düşünüyorum. 

Mücevher sektöründe 2020’li yıllardaki en büyük challenge sence ne olacak?

Sosyal medya çok şekil değiştirecek ve bambaşka mecralar çıkacak. Markaların hızlı bir şekilde adapte olmaları gerekecek ve adapte olamayanlar oyunda kalamayacaklar bence. 

Röportaj L'Officiel Türkiye Aralık 2019-Ocak 2020 sayısında yayınlanmıştır.

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler