SANAT

Hafızanın izinde

Performans sanatının bilinirliğini artırmak, bu alanda daha çok kaynak sunmak ve içerik yaratmak amacıyla kurulan Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nı (PCSAA) kurucu direktörü Simge Burhanoğlu ve eş direktörü Azra İşmen’den dinliyoruz.
Reading time 11 minutes

“Performans sanatı uçup gider diye yaygın bir söylem var. Ve evet, haklılar, performans sanatı kaydı tutulmazsa uçucudur.” Bu sözler performans sanatının bilinirliğini artırmak, bu alanda daha çok kaynak sunmak ve içerik yaratmak amacıyla kurulan PCSAA & Performistanbul kurucu direktörü Simge Burhanoğlu’na ait. “Performans sanatı dediğimizde, sergilemekte olduğunuz işin canlı olduğunu, sürekli devam eden bir süreçte ilerlediğini ve işin hiçbir zaman bitmediğini unutmamak gerekiyor” diyerek performans sanatını açıklıyor Burhanoğlu.

Performans sanatında, diğer disiplinlerden farklı olarak, sanatçının üstlendiği farklı bir görev var. Sanatçı, işlerinde kendisini, bedenini ve tüm varlığını sergiliyor. Bu durum her ne kadar disiplini biricik ve eşsiz hale getirse de performans sanatçılarının işlerini sergilemesi ve gelir kazanması gibi pek çok sorunu da beraberinde getiriyor.

Performistanbul tam da bu noktada devreye girerek performans sanatına sahip çıkıyor. Kurucu direktör Simge Burhanoğlu ve eş direktör Azra İşmen işbirliğiyle faaliyetlerini sürdüren platform, performans sanatının arşivini kayıt altına alarak, disiplini geleceğini inşa etme yolunda emin adımlar atıyor. Anın içinde, biricik bir deneyim olan performans sanatı alanında bir veri eksikliği söz konusu. Klasik bale kökenli Burhanoğlu, platformun kuruluş amacında da bu noktadan hareket ettiklerini belirterek, “Performans sanatı alanında bir boşluk vardı. Sanatçılara sahip çıkılmadığını fark ettik ve 2016 yılında böyle bir platform kurduk” diyor.

“Tarih olmayınca gelecek de olmuyor”

Burhanoğlu, Performistanbul’un gelişimini şu şekilde açıklamaya devam ediyor: “2018 yılının sonlarına doğru gördük ki, sanatçılara sahip çıkabiliyoruz, ancak yeni yetişen öğrenciler ya da bu alanda çalışan araştırmacılar kaynaklara ulaşamıyor. Herkes gelecek için bir şeyler yapmak istiyor ama geçmişte hangi işler, nasıl yapılmış bilemiyor. Dolayısıyla performans sanatının bir tarihi olmuyor, tarihi olmayınca geleceği de olamıyor. Sanatçı geçmişi bilemediği için üzerine bir şeyler ekleyip üretemiyor, ne yaptığını gösteremiyor, yeni yetişen sanatçı da kendinden öncekileri göremiyor. 60’ların sonunda oturmuş hale gelen bu disiplinin hala sözlükte bir tanımı yok, müzede performans sanatı temsiliyeti, bu işin nasıl satılacağına dair bir açıklaması yok. Bir ilerleme eksikliği söz konusu. Bunun da en büyük nedeni veri eksikliği.”

Simge Burhanoğlu (Photographer, Nazlı Demirel)

Performans sanatı hem sürdürülebilirlik hem de kaynak yoksunluğu sorunu yaşıyor. 2011-2012 yılları arasında Londra’da yaşayan Burhanoğlu, bu sorunu gidermek için alanın öncü kurumlardan Live Art Development Agency’ye (LADA) giderek birtakım görüşmeler yapıyor ve kurumu model alarak Türkiye’ye uyarlamaya karar veriyor. “LADA’ya, kütüphanelerine, arşivlerine hayran oldum ve umutlandım. Fark ettim ki performans sanatı alanındaki datalar bir araya getirilebiliyor, böyle bir potansiyel var. Kurumun direktörü Lois Keidan ile görüşüp bu uygulamayı Türkiye’ye taşıma fikrini sunduğumda, o da Türkiye’de bir potansiyel olduğunu ve bu alana bir yatkınlık olduğunu gördü. Daha sonra SALT ile iletişime geçerek, performans sanatına dair herhangi bir kaynakları olup olmadığını sordum. Tamamı kitap şeklinde olmayan, aralarında PDF’lerin de bulunduğu bin iki yüze yakın kaynaktan bahsettiler. SALT’ın kütüphane ve arşiv yönetmeni değerli Sezin Romi danışmanlığında ilk adımları attık.”

Burhanoğlu, o dönemde Performistanbul’un işleri yoğunlaşınca, platformun işlerini çok uzun zamandır severek takip eden ve bir proje için birlikte çalışma deneyimi yaşadığı Azra İşmen’e Performistanbul’un eş direktörlüğünü paylaşma teklifini sunuyor. Aralarındaki işbirliğini de, “Azra bu işin akademik tarafını, rutinlerinden prodüksiyona her türlü detay ve proje ortaklığıyla iletişime kadar pek çok şeyi üstlendi. Aramızda birbirimizin güçlü yanlarını ortaya çıkararak yürüttüğümüz bir çalışma hali var. Her şeyi beraber yürütüyoruz ama Azra olmasaydı, Performistanbul şu an bu noktada olmazdı buna eminim” sözleriyle açıklıyor.

Performistanbul’un isteği açık ve net: Performans sanatı alanında dayanışma ve işbirliği içinde olabilecekleri tüm eş ve kardeş kurumlara kapılarını açıyorlar, özellikle de sanatçılardan destek bekliyorlar. Bu amaçla kar amacı gütmeyen araştırma alanının sürdürülebilirliğini sağlamak adına Performistanbul Performans Sanatını Geliştirme Derneği’ni kurarak bağış sistemine geçiyorlar. Sanatçılardan kitaplar, LADA’dan dijital arşiv bağışı alıyorlar. Burhanoğlu dernek çalışmalarını anlatırken, bağış sisteminin çok da hayal ettikleri gibi işlemediğini şu sözlerle açıklıyor: “Yurtdışında bir sanatçıya bunu duyurduğumuz zaman işlerinin kalıcı olmasını istediği için bizimle kaynaklarını paylaşıyor. Öte yandan, belki bir güven eksikliği, belki de başka nedenlerle Türkiye’de kaynak toplarken zorlanıyoruz. Keşke Türk sanatçılar da paylaşıma açık olsalar, süreç daha kolay ve hızlı ilerler.”

Azra İşmen (Photographer, Nazlı Demirel)

Hatırlamak için sanat

Hafıza, dün ile yarın arasındaki bir köprü. Hatırlamak, kimi zaman yüzleşme, kimi zaman ders almaya yardımcı olarak yarını inşa ediyor. İnsan hafızasının en kötü yanı ise unutmasıdır. Toplumdaki tüm dinamiklerde olduğu gibi performans sanatındaki potansiyeli ortaya çıkarmak, sanatçıları geliştirmek için de geçmişe sahip çıkmak, hatırlamak ve derli toplu bir arşiv oluşturmak çok önemli. Azra İşmen, Galata’da yer alan Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nın (PCSAA) misyonunu özetliyor: “Yapmak istediğimiz sadece arşivleri toplamak da değil. Geçen sene canlı sanat konuşmaları diye bir seri yaptık. Bunu disiplinlerarası hale de istiyoruz. Antropoloji, hukuk, psikoloji ya da tıp gibi insanı temel alan farklı disiplinler üzerinden performans sanatının incelenebildiği bir alan yaratmaya çalışıyoruz.”

 

İşmen performans sanatı için yeni alanlar yaratmaya çalışan ekibi daha yakından tanımamız için aralarındaki iş bölümünü açıklıyor: “Simge’nin LADA ile başlattığı süreci, İngiltere temsilcimiz Naz Balkaya sürdürüyor. Ham arşivlerin fiziksel olarak toplanıp bir araya gelmesiyle teker teker Naz ilgileniyor. Aldığımız tüm arşivler için sözleşme yapıyoruz, bu alanda da titiz bir çalışma yürütüyoruz. LADA ile pek çok alanda işbirliğimiz devam ediyor, PCSAA’nın danışma kurulunda kendisi, bir nevi mentorumuz.

Bedenlerimiz var oldukça üretmeye devam!

Kültür sanat dünyasını derinden etkileyen pandemi koşullarını ve etkilerini sormaya geliyor sıra. “Pandemi dönemi, sanatçıların ne yapacağız, işlerimizi nerede sunacağız gibi sorular sorarak paniklediği bir süreci de beraberinde getirdi. Keza biz de aynı şekilde panikledik” diyerek salgının ilk günlerindeki şaşkınlıklarını anlatıyor Burhanoğlu.

Tam da o günlerde, performans sanatının diğer disiplinlerden farklı olduğunu fark ediyorlar. “Bedenlerimiz her koşulda bizimle. Dolayısıyla var olduğumuz sürece performans sanatına devam edebilirdik, ‘Bu bir avantaj olabilir mi’ sorusunu kendimize sorduk. Belki de şimdi performans sanatının tam zamanı diye düşündük ve her zamanki misyonumuza uygun şekilde insanları iyileştirip bir araya getirmek istedik. Ekran üzerinden, ekranları bedenlerimizmiş gibi konumlandırarak evden eve bir buluşma yaratalım dedik” diyerek, pandemi günlerinde başlayan Stay Live at Home (Evde Canlı Kal) – Ev Performansları Serisi projelerini anlatıyorlar.

Stay Live at Home projesi, aslında PCSAA’nın insanları bir araya getirme ve iyileştirme amacının da en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Proje kapsamında hem sanatçıları hem de ulaştıkları izleyicileri iyileştirecek, herkesi içine alabilecek bir yapı oluşturuluyor. PCSAA’nın açık çağrısıyla, performansını canlı yayında ve kendi seçtiği platformda yayınlamak isteyen her sanatçının performansına yer veriliyor. Projede Avrupa’dan, Amerika’dan ve Asya’dan, pratikleri birbirinden çok farklı toplam 43 sanatçı ve 80 performans yer aldı ve yer almaya devam ediyor. İşmen, “Stay Live at Home’a, dijital bir platforma ihtiyacı olan sanatçılar için çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Fiziksel olarak bugünün normalinde neler yapabiliriz onu da düşünüyoruz” diyerek PCSAA’nın gelecek planlarını aktarıyor. Burhanoğlu ise, “Stay Live at Home, güvenli bir şemsiye oldu ve insanları bir araya getirebildik. Çok daha yapıcı ve iyileştirici bir yönü oldu, ilginç bir süreçti” sözleriyle projenin etkilerini özetliyor.

Performans sanatı birçok farklı disiplini içinde barındırabilen, çok yönlü bir alan. Sanatçıları ve çalışmaları araştırdıkça, performansların o döneme ait izler taşıdığını, işlerin o toplumu nasıl ayaklandırdığını ya da veri oluşturduğunu görebiliyoruz. Burhanoğlu, “İnsanlara ulaşmakta zorlanıyoruz. Burası sadece bize ait bir yer değil, herkese açık, bilgiye ücretsiz erişim sağlanan bir yer. Arşivi materyal eksikliğinden, data yoksunluğundan kuramıyoruz. Sanatçı kaynakları bulamadığı için kendi kendine uğraşıyor, diğer çalışmalara erişebilse belki çok daha hızlı gidebilecek ulaşmak istediği yere” diyerek sanatçılara ve bu alanda çalışan herkese sesleniyor.

PCSAA performans sanatının sürdürülebilirliği açısından hayli kritik bir görev üstleniyor ve elini taşın altına koymaktan çekinmiyor. Canlı olarak yalnızca sınırlı sayıda kişiye ulaşabilen performanslar kayıt altına alınıp arşivlenince belki de binlerce kişiye ulaşılır hale geliyor. Gitgide hafızasını yitiren bir toplumda Performistanbul gibi hafıza merkezlerinin varlığı hayati bir önem taşıyor. PCSAA’nın performans sanatı üzerinden pek çok araştırmacıya kaynak oluşturma çabasına destek olmak ve çağrılarına kulak vermek gerek. Geleceğe umutla bakmak için elimizden gelen tek şey bu.

 

Tags

azra-i̇şmen
simge-burhanoğlu
performistanbul

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler