SEYAHAT

Cote d'Azur Ruhu

Her ne kadar Brigitte Bardot, Cote d’Azur eski ruhunu kaybettiğini düşünse de Fransız Rivierası’nın ateşi bu yaz yepyeni otel ve restoranların açılışıyla daha da alevleniyor.
Reading time 11 minutes

Alpes-Maritimes’in göz alıcı noktalarından biri olan, binlerce yıllık kültürel varlıklarla donatılmış, kalın duvarlarının ardına gizlenen Saint-Paul-de-Vence… Her bir taşı, her bir caddesi hatta sokağı tarihten bir hikaye taşıyan bu Güney Fransa kasabasının yakınlarındaki bir şapele davet ediyoruz sizleri… Her gün, güneş batmaya başlayınca renkli cam vitrayların içeri giren güneş ışığıyla renk değiştiren ve misafirlerine unutulmaz bir görsel şölen sunan bir şapel burası. Adı da Chapelle du Rosaire de Vence. Bu mucizevi ışık oyunlarının dehası ise dünyaca ünlü ressam Matisse. Kansere yakalandığı 40’lı yılların sonunda doktorların tavsiyesiyle Paris’ten Vence’e taşınan Fransız ressama oradaki kaldığı yıllarda Monique Bourgeois adında bir hasta bakıcı bakar. Matisse, Paris’e geri döndüğünde ise hemşire kendini bu şapele kapatır. Yıllar sonra şapelin yenilenmesi gerektiğinde sanatçıdan kendilerine yardımcı olmasını rica eder. Her bir eseri milyon euro değerinde olan Matisse bu şapelin dış cephesinden dekorasyonuna, papazların kostümlerinden duvar çizimleriyle vitraylarına kadar her detayı ile ilgilenerek tarihte bir ilke imza atar. Oldukça etkileyici bir hikaye değil mi?

Gerçek bir cazibe!

18. ve 19. yüzyılda Güney Fransa sahilleri nam-i diğer Fransız Rivierası ya da Cote d’Azur bu tip birçok sanatsal hikayeye ev sahipliği yapmıştır. Dağların denize yansımasıyla ortaya çıkan muhteşem doğal ışığı, huzur veren doğası, insana ilham veren ortamı ve her mevsim ılıman havasıyla sanatçıların uğrak adreslerinden olan bu bölge ilk kez Fransız yazar Guy de Maupassant’ın eserlerinde karşımıza çıkar. Dha sonra ise sırasıyla Claude Monet, Paul Signac, Henri-Edmond Cross, Renoir, Pablo Picasso, Marc Chagall gibi isimler Fransız Rivierası’nın farklı kasabalarında dönem dönem vakit geçirerek sanat tarihinin en önemli eserlerine imza atmışlardı. 1956 yılında efsanevi oyuncu Brigitte Bardot’nun “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filminin çekimleri için St.Tropez’ye ayak bastığı güne kadar bu bölge tüm dünyada sanatın merkezi olarak biliniyordu. Ancak güzel oyuncunun filmin tanıtımı için verdiği röportajda bu küçük Fransız kasabasına olan aşkını “Gerçek bir cazibesi var... Karadut ağaçları, çalılıklar arasında dolaşan koyunlar, bölgenin şarap üreticilerine ait begonvillerle sarılmış çiftlik evleri ve etrafı saran Provence şaraplarının muhteşem kokusu. Burada yerel halk kendi kümes hayvanlarını kendi yetiştirip kendi hamurlarını kendi yoğururken denizde her daim balıkçılar ekoseler içinde günlük balık tutuyor.” sözleriyle anlatmasıyla tüm dünyanın gözleri bir anda bu bölgeye çevrildi. Her ne kadar Brigitte Bardot öncesi Orson Welles, Rita Hayworth, Errol Flynn ve Greta Garbo gibi isimler kasabanın ünlü kulübü Aioli’de sık sık yaz gecelerini geçiyor olsalar da onların varlığı Bardot kadar etkili olmamıştı. Daha sonra ise başta St. Tropez olmak üzere Güney Fransa sahilleri tüm büyüsüyle Hollywood filmlerine ev sahipliği yaptı. Grace Kelly ile Cary Grant’ın Cannes’ın ikonik oteli Hotel Carlton’da geçen ve Cannes sahillerinde arabayla dolaşarak bizleri bölgeye aşık eden Kelepçeli Aşık (1955) filmi bu listenin ilk sırasında yer alırken yine Cary Grant’ın Deborah Kerr ile başrollerini paylaştığı Unutamadığım Aşk (1957), Krallar Önde Gider (1958), Aşk Yolu (1967), İnsan Gibi Yaşa (1983), Kirli, Çürük ve Adi (1988) gibi filmler bu listemizde yer alıyor.

 

Brigitte Bardot’nun göz ardı edilemez sözleri ve bölgenin art arda Hollywood filmlerinde yer almasıyla birlikte 50’li yıllardan itibaren Fransız Rivierası dünyaca ünlü yıldızlarının yaz tatilleri için vazgeçilmez bir rota haline geldi. Marlon Brando’dan Audrey Hepburn’e, Grace Kelly’den Marilyn Monroe’ya, Clint Eastwood’dan Sharon Stone’da, Mick Jagger’dan Grace Jones’a, Kate Moss’tan Cate Blanchett’e aklınıza gelebilecek birçok isim her yaz özel yatlarında ya da bölgenin Hotel Du Cap, Grand Hyatt Cannes Hotel Martinez, Hotel Majestic Barriere, Hotel Les Roches Rouges, Hotel Carlton gibi ikonik otellerinde konaklıyor; Le Palme d’Or, Le Moulin des Mougins, Tetou’da yemek yiyor ve sabahın ilk ışıklarına kadar Le Baoli, Bagatelle, Nikki Beach’te eğleniyorlar. Tabii ki her Mayıs ayında gerçekleşen Cannes Film Festivali ile Monaco Grand Prix araba yarışı, Haziran ayında gerçekleşen Cannes Uluslararası Lions Yaratıcılık Festivali, Aralık ayında gerçekleşen Uluslarası Lüks Seyahat Fuarı gibi etkinlikler de bölgenin ününe ün katıyor. Ancak Brigitte Bardot geçtiğimiz aylarda tüm bu etkinlikler yüzünden Fransız Rivierası’nın eski ruhunu kaybettiğini açıkladı. St.Tropez’nin St.Tropez olmasını sağlayan kişinin böyle bir açıklama yapması doğal olarak basında büyük ses getirdi.

LVMH’tan yepyeni bir yatırım

Son yıllarda bölgeye gelen turistlerin artması, yüksek sezonda otellerde yer bulmanın her geçen gün daha da zorlaşması, mekanların eski ruhlarını kaybederek para kazanmaya odaklanmaları, gece kulüplerine girişlerin esnekleşmesi gibi faktörler nedeniyle Fransız Rivierası’nda hayatın artık eskisi kadar “özel” olmadığına inanan Bardot yıldızların sadece Cannes Film Festivali esnasında bölgeyi ziyaret edip yaz aylarında ise tekneleriyle İbiza ya da Mikonos koylarına gitmeyi tercih ettiklerini belirtti. Oysa ki Bardot’nun açıklamasının aksine 2019 yılında birçok ünlü restoran ve otel zinciri en yeni şubesini Güney Fransa’da açarak bölgeye yatırım yapmaya devam ediyor. Bunların başında ise geçtiğimiz günlerde Paris’te yanan Notre Dame Kilisesi’nin restorasyonu için bağışta bulunan LVMH yer alıyor. Fransa'nın en zengin ismi Bernard Arnault'nun sahibi olduğu holding üç yıl önce Bouillabaisse plajındaki yıldızların kaçamak adresi Résidence de la Pinédé’yi satın alarak restorasyona başlamıştı. Geçtiğimiz Mayıs ayında bu rezidens Cheval Blanc St Tropez adlı bir otel olarak kapılarını açtı. Cheval Blanc markası altında açılan bu dördüncü otel Paris’teki Louvre Müzesi ile Lizbon’daki Chiado Müzesi’nin yenilenme sürecini yöneten ünlü mimar Jean-Michel Wilmotte’un imzasını taşıyor. Misafirlerine en üst seviyede hizmet vermeyi kendisine amaç edinen otelde her odanın kendine ait Majordomes lakaplı bir kahyası ve misafirlerin eşi benzeri olmayan deneyimler yaşamasını sağlayan Ambassadeurs adlı bir concierge elemanı bulunuyor. İçerisinde Michelin yıldızlı Şef Arnaud Donckele’in La Vague d’Or restoranın yanı sıra özel plaj, havuz ve Cheval Blanc Spa’nın yer aldığı otelin açılışı şerefine Guerlain “Riviera Chic” adında bir parfüm hazırladı. Bölgede dikkat çekici yatırım yapan bir diğer firma ise La Reserve.

Michelin yıldızlı yatırımlar

Michel Reybier tarafından kurulan, İsviçre ve Fransa’da birçok farklı lüks oteli bünyesinde bulunduran La Réserve grubu, St. Tropez’nin en ikonik plajlarından The Pampelonne’da The Reserve a la Plage adlı bir plajın kapılarını açtı. Brigitte Bardot’nun 50’li yıllarda hayran kaldığı St.Tropez’nin gerçek ruhunu misafirlerine sunmayı kendisine amaç edinen michelin yıldızlı restoran La Voile of La Reserver Ramatuelle’in şefi Eric Canino danışmanlığında Akdeniz mutfağından özel seçkiler sunan bir restoran, bohem-şık atmosferleriyle festival havası yaratan bir bar ve butiğin yer aldığı plaj için ödüllü tasarımcı “The Reserve a la Plage hayatın tüm cazibeli yanlarını oldukça şık ve zarif bir şekilde harmanlayan ve misafirlerine en üst seviyede hizmet veren bir mekan olarak yaratıldı. Her detayı en üst kalitede, kişiye özel ve zamansız bir şekilde hazırlamaya özen gösterdik. Burada mavinin farklı tonları karşısında uzanıp teknelerin geçişini izleyerek arkadaşlarınızla kahkaha atarak hayal kurabilir, yeni şeyler arzu edebilir ve unutulmaz anılar biriktirebilirsiniz. Amacımız ise insana ‘hayatta her şeyin mümkün olduğu’ hissini veren St.Tropez’de geleceğin klasiği olmak.” açıklamasını yapıyor. Pampelonne Plajı’nın bir diğer yeni yıldızı da Lou Lou Beach. Louvre Müzesi’nin bahçesinde konumlanan, Bella Hadid ve Lily Collins gibi yıldızların müdavimi olduğu Lou Lou Paris’in Tamaris bölgesinde kapılarını açtığı plajda tatilciler ıstakozlu makarna ve çeşitli meze tabakları eşliğinde eğlence ile lezzeti bir araya getirme şansına sahip olacaklar. 50 yıldır Fransız Rivierası’nda dünyaca ünlü yıldızları ağırlayan Byblos Beach Hotel ile Les Caves du Roy’un sahipleri 2019 yazında bir ilke imza atarak kendi plajlarını açmaya karar verdiler. 250 kişilik kapasiteye sahip olan Byblos Beach’te misafirler özel cabana’larda gözlerden uzak deniz ve kumun tadını çıkarırken ünlü DJ’ler eşliğinde dans etme şansına sahip olacak.

 

Fransız Rivierası’nda yenilikler St.Tropez ile de sınırlı kalmıyor. 1864 yılında kapılarını açan ve kurulduğu günden bu yana Monte-Carlo’nun sembolü haline gelen Hotel de Paris, Monte-Carlo dört yıldır renovasyon nedeniyle kapalıydı. Uzun süren bekleyiş Ocak ayında sona erdi. Bu yenilenme Place du Casino’ya bakan en üst kattaki Prens Rainier III süiti, Rotunda kanadı, Le Grill restoran ve Prenses Grace süiti kapsıyor. Ayrıca dünyaca ünlü ödüllü şef Alain Ducasse bölgedeki ikinci restoranı otelin içerisinde açtı. Yunanista, Lübnan, Türk, Marakeş ve Tunus mutfaklarından tatların harmanlandığı Ômer bu yazın gözde adreslerinden biri olmaya aday. Ayrıca bu yıl Prada, Monte Carlo’da yeni bir mağaza açarken Chanel ise St.Tropez’de mevsimsel butiği ile dikkatleri üstüne çekiyor. Anastasia, Lancaster, Tom Ford, Dior ve Lancome gibi markalar ise bu yaz Riviera’ya ithaf ettikleri özel kozmetik ürünleri lanse ettiler. Tüm bu yatırımlar ile Cote d’Azur’ün 50’lerden bu yana hiç sönmeden yanan ateşi daha da alevlenecek gibi görünüyor.

 

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler