SEYAHAT

Miami'de bir Luhrmann rüyası

Baz Luhrmann’ın, eşi Catherine Martin ile filmlerinde yarattığı kurgusallık gerçeğe dönüşürse neler olur? Cevabı, ikilinin yeni oyun alanı Faena Hotel Miami Beach’te.
Reading time 4 minutes

Filmler dünya yaratıyor. Biz izleyiciler de yönetmenlerin kendi görsel dilleriyle kurguladığı o dünyaya birkaç saatliğine girip gerçek hayattan uzaklaşıyoruz. Baz Luhrmann’ı bilen bilir; o oyun alanı olarak sinemayı seçerek, filmlerinde görkemli atmosferler yaratan biri. Romeo+Juliet, Moulin Rouge, Great Gatsby gibi hepimizin bildiği hikayeleri tekrar tekrar izlenebilir kılmasının sırrı da kusursuz dekor, müzik ve kostüm bileşenidir. Belki de bu yüzden herhangi bir Luhrmann filmi sonrası hafızalarda repliklerden ziyade görüntüler kalır. Filmlerinin bu etkiyi yaratmasında dört Oscar ödüllü set ve kostüm tasarımcısı eşi Catherine Martin’in payı kuşkusuz büyük. Mesela Luhrmann’ın günümüze postmodern punk versiyonla uyarladığı Romeo+Juliet’i hatırlayın. Çekimleri Mexico City ve Miami’de gerçekleşen filmde, Hawaii desenli gömlekleri, eserin orijinal dönemine ait kostümlerle bir arada kullanarak illüzyon yaratmıştı Martin. Moulin Rouge’da 1900’lerin Paris gece hayatını görkemli kostümlerle masalsı bir hale dönüştürmüştü. Great Gatsby’deyse 20’lerin ruhunu yansıtmak için Miuccia Prada ve Brooks Brothers ile işbirliği yapmıştı. Ancak bu kez bambaşka bir projede, gerçek hayatta deneyimlenebilecek bir atmosferle karşımıza çıkıyor ikili. 

Arjantinli otelci ve gayrimenkul uzmanı Alan Faena, Miami’nin efsanevi oteli Saxony’yi satın aldığında, sanatı ve kültürü odak noktasına koyarak bölgede büyük bir değişim yaratacağını söylemişti. Geçtiğimiz yılın sonlarında Faena Hotel Miami Beach; mimarisi Foster and Partners imzası taşıyan 169 oda ve 13 penthouse rezidansı, Rem Koolhaas tasarımı Faena Forum sanat merkezi, Francis Mallmann, Paul Qui, Gabriel Ask gibi şeflerin restoranları, opera ve tiyatro salonuyla yeni bir yaşam kompleksi olarak kapılarını açtı. Otelin kreatif direktörlüğünü ise Baz Luhrmann ve Catherine Martin üstlendi. Kısacası dekorasyonu, çalışanların üniformaları ve tüm ortak kullanım alanlarının tasarımıyla, Baz Luhrmann filminden fırlamış bir atmosfer karşılıyor konukları. “Alan Faena, gerçekten Gatsby gibi biri. Buenos Aires’in en kötü zamanlarında yeni bir dünya yaratıp, orayı yoktan var etti. Bizim filmlerde kurguladığımız sahneleri o gerçek hayatta yapıyor” diyor Baz Luhrmann.

/

ZAMANSAL İLLÜZYON

Otel, Atlantik Okyanusu ile Indian Creek arasında yer alan ve artık Faena District olarak anılan bölgede konumlanıyor. Yani 40’larda Frank Sinatra, Marilyn Monroe ve Dean Martin gibi isimleri ağırlayan Saxony Hotel’in konumlandığı, ‘Gatsby’vari’ altın sarısı köpüklü kokteyl yaşamların hakim olduğu topraklardan... Baz Luhrmann zaten geçmişi günümüze olağanüstü hayal gücüyle uyarlayan biri. Öyle ki Saxony’ye özgü ayrıntıların Faena Hotel Miami Beach’te sahne aldığını söylüyor yönetmen: “Saxony’de, Hollywood’da ortaya çıkmış Barok tarza ait detaylar var. Mesela kapıların üstünde dekoratif işlemeler yer alıyor. Catherine bu motifleri yeni tasarlanan alanların pencerelerinde kullandı. Saxony’nin cam asansörü de ikonik. Ünlü yıldızların bu asansörde çekilen pek çok fotoğrafı var. Biz de onları yeniden canlandırıyoruz.” 

Faena; Baz Luhrmann ve Catherine Martin tasarımlarının dışında Faena Forum ile de konuşulacak. Miami halihazırda Art Basel Miami ve Perez Art Museum’a ev sahipliği yapıyor. Bölgenin yeni aktörü Faena Forum’a gelince; buraya sanat eserlerini görmeye gelenleri tahmin etmek zor değil: Pharell, Leonardo DiCaprio, Jay Z... Tüm bunlara bakınca; otelde Jay Gatsby ve Daisy’nin şatafatlı aşkını, hayal edilen bir Amerikan rüyasını görme ihtimalimizin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden Great Gatsby’nin kapanış cümlesiyle bitirmeliyiz bu yazıyı: “Yaşamaya devam ediyor, hiç durmadan geçmişe geri gidiyoruz.”

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler