LIFESTYLE

Bir yaşam biçimi olarak astroloji

Her sabah telefon ekranımıza düşen astroloji uygulamaları, bildirimleri, ayda bir hesaplanan yıldız haritaları... Astroloji ne zaman hayatımızı bu kadar ele geçirdi? Aslında insanın varoluşundan beri diyebiliriz. Ne kadar eski bir alan olduğunu Astrolog Efe Erten’den dinliyoruz.
Reading time 19 minutes

Astroloji pozitif bir bilim olmaktan öte aynı toplumsal kurallar, örf ve adetler gibi maneviyatı çok güçlü etkileri olan bir alan. O kadar kuvvetli ki uzun zamandır yıldız haritaları, astroloji uygulamaları bir şeye karar verirken elimiz ayağımız. Mesela ben Co-Star’ı kullanıyorum bir süredir ve çok memnunum. Co-Star yapay zeka ile sana günlük astrolojik bildirimler gönderiyor. Yıldız haritana göre tavsiye veriyor. Twitter’dan başlayan bu yeni nesil neo-astroloji aslında oradaki hesaplarla uygulamaların önünü açtı. Biraz kara mizah da yapan @poetastrologers’ın ne kadar popüler olduğunu düşünsenize bir. Sonra Lennyi Bustle, Broadly, Girlboss ve The Cut gibi platformlar kendi astroloji kanallarını oluşturdular. Önce uzun uzun okuduk araştırdık, bu kadim bilimi günümüz standartlarına dönüştürdük. Sonra da karşımıza daha hızlısı, gittikçe gelişen görsel hafızamıza hizmet eden Instagram hesapları hayatımıza girdi. Bunlarında üçüncü göz temalı spiritüel içerikler takip etti. Astrolog Efe Erten bu uyanışın aslında her dönemde ortaya çıkan spiritüelliğin çağdaş formu olduğunu söylüyor. Efe Erten Uranyen Astroloji ve asteroidlerin hayatımıza etkisini araştırırken de bu kültürel meseleyi ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor. Evet, doğum haritamızdaki asteroidler bile bizim için çok önemli. Gökyüzündeki cisimler keşfedildikçe de hayatımızın dönemeçleri şekillenmeye devam edecek. Çünkü astroloji bilgi birikimi arttıkça derinleşen bir alan. Yeni kuşak da inanmasa bile kişisel düzenini astroloji ile kurmayı seviyor. En olmadı sevdiği dizinin karakterleri hangi burç diye Buzzfeed’de test çözüyor. İşin gerçeğini genç kuşağın en sevdiği isimlerden Modern Astrolog Efe Erten ile konuştuk.

Astroloji nasıl yaşam biçimi haline geldi?

Astroloji, klişeleşmiş 12 burç yorumunun ötesine geçen, doğum haritasını, gezegenleri, evleri ve açıları kullanan daha nitelikli haliyle sosyal medya sayesinde hayatımıza girdi. Öncelikle Twitter’da, sonra Instagram’da popülerleşti. Bunun sebebi, artık insanların gazetelerdeki 12 burç kutucuğunu okumak istememeleridir. Artık insanlar daha kişiye özel, derin ve nitelikli bir astroloji bilgisi edinmek istiyor. Astrolojinin hayatımıza girişinin ilk örneklerinden biri herkesin diline düşen “Merkür Retrosu” kavramıdır. Eş zamanlı olarak 2007-2008’de Secret kitabı gibi “new-age” ve spiritüel akımlar da astrolojinin bir yaşam biçimi haline gelmesini dolaylı etkiledi. Aslında bunlar spiritüel bir arayışın, güncel tezahürüdür. Astroloji bunu, matematiksel hesaba dayanarak rasyonel bir temelde uygular.

1584879957734901 astroccult
@astroccult

Nasıl bir bilim alanı astroloji?

1700’lü ve 1800’lü yıllarda pozitif bilimin tanımının daha katı ve sert bir şekilde yapılmasından sonra astroloji bir bilim olarak sınıflandırılmaktan çıktı. Bilimin şart koştuğu hipotez, yanlışlanabilirlik gibi kriterleri karşılayamadı. Ancak hala kadim bir bilgi sistemi olarak varlığını sürdürmektedir. Eskiden astronomlar ve astrologlar aynı kişilerdi. Hem gökyüzünü bilimsel olarak inceliyorlardı hem de bu gök cisimlerinden hüküm çıkarıyorlardı. Astrolojide kullanılan Güneş’in konumu, yükselen burç, evler ve açılar tamamen matematiksel hesaplamalara dayanmaktadır. Astrolojide bu hesap yapıldıktan sonra veri okuması yapılır. Altıncı his, sezgi ya da duru-görü kullanılmaz.

 

Peki bir yıldız haritasındaki veri nasıl okunuyor?

Artık modern çağda yaşadığımız için doğum haritası hesaplaması 5 saniyede bilgisayar programlarıyla yapılıyor. Ancak biz NCGR kuruluşunun birinci seviye sertifikasını almış olan astrologlar olarak, hiçbir yazılım kullanmadan, sadece atlas, efemeris ve el hesaplamasıyla yaklaşık 30 dakikada doğum haritası çıkarabiliyoruz. Astrolojiye dair ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 23.yüzyıla dayanmaktadır. İlk 12 burçlu zodyak M.Ö.650-450 yılında kullanılmış; ilk yükselenli doğum haritası M.Ö410 yılında çıkarılmıştır. Astrolojinin bilgi birikimi bu kadim öğretilere dayanır. Ancak astroloji bilgisi statik değildir; hâlâ genişlemektedir. Gök cisimleri keşfedildikçe, astrolojik bilgi de genişler. Örneğin Asteroid’lerin 1800’lerin başındaki keşfiyle, artık Asteroid’lerin temsil ettiği dişi prensip de doğum haritasında incelenmeye başlanmıştır. Aynı şekilde Uranüs’ün 1781’de, Neptün’ün 1846’da ve Plüton’un 1930’da keşfiyle, bu dışsal gezegenler de astrolojik literatüre eklenmiştir. Astroloji, bilgi birikimi ile ilerliyor diyebiliriz. Bunlar, insanoğlunun 25 bin yıllık kadim bilgi birikimleridir. Astroloji, tarih boyunca insanların gökyüzünü gözlemlemesi, matematiksel olarak hesaplaması ve istatistiki olarak incelemesi sonucunda oluşmuştur. Örneğin Mısır’da Sirus yıldızının Helyak yükselişiyle, Nil nehrinin taşması arasındaki bağlantıyı gözlemlemişlerdir. Yıldızların konumunun zirâî faaliyetlerle, toplumsal felaketlerle, politik olaylarla ve savaşlarla ilişkili olduğunu fark etmişlerdir. Savaşların başlamasını ve bitmesini, kraliyetlerin doğmasını ve yıkılmasını takip etmişlerdir. Mars ne demek, Güneş ne demek, evler ne anlama geliyor, retro nedir, gibi temel bilgi dağarcığını hep bu istatistiksel verilere dayanarak oluşturmuşlardır. Babil, Antik Yunan, İslamiyet, Ortaçağ bilginleri, Rönesans ve Teozofi cemiyetleri bu bilgiyi günümüze kadar taşımıştır. 1970’lerden sonra da astroloji, kişisel gelişim, hümanizm ve psikoloji gibi alanlardan önemli katkılar almıştır. Astroloji bu kadim bilgi birikimine dayanır. NCGR ve ISAR gibi sertifika veren uluslararası kuruluşlar, astrolojiyi bu ciddiyette sürdürmek için ciddi emek vermektedir.

 

Astroloji çok büyük bir alan. Kendi kurumsallığı olan bir kültür. Uzmanlığı burada nasıl anlayacağız?

En çok dikkat edilmesi gereken şey bu. Çünkü neredeyse sadece Instagram’da 2000 tane astrolog olduğunu iddia eden kişi var. Çoğunun da kerameti kendinden menkul. Bu kişilerin bilgi birikimlerinin, eğitimlerinin, konuya hakimiyetlerinin, vakıflıklarının ve yeterliliklerinin geçerliliğini ölçmek için en iyi yöntem, uluslararası geçerliliği olan astrolojik bir kuruluştan sertifika alıp almadıklarına dikkat etmektir. Dünya’daki en büyük iki astroloji kuruluşu NCGR ve ISAR’dır. Bu kuruluşların Türkiye’de sertifika sınavı yapma yetkisini verdiği üç okul bulunmaktadır. NCGR’ın Türkiye’deki temsilcisi Değerli Hocam Barış İlhan ve benim de eğitimimi aldığım İlhan Astroloji Enstitüsü’dür. NCGR ve ISAR temsilcisi okullar Türkiye’de sınav yaparak sertifika vermektedirler. Bu kuruluşlardan sertifika almış astrologlar güvenilirdir. Ayrıca, bir astroloğun ne kadar yetkin olduğunu anlamak için, Amerika’da 4 yılda bir yapılan UAC konferansına, ya da daha sık yapılan NCGR, ISAR, SOTA gibi konferanslara konuşmacı olarak katılıyor olmasına dikkat etmek gerekir. Aynı şekilde bir astroloğun, akran astrologlar tarafından değerlendirilen İngilizce Akademik Dergilerde makalesinin yayınlanması önemli bir göstergedir. Yani kısaca, bir astroloğu, global astroloji camiası ciddiye alıyor mu? Yazdıkları uluslararası yayınlarda alıntılanıyor mu? Bu astrolog, Dünya astroloji literatürüne katkıda bulunuyor mu? Yazılarını akademik bir ciddiyette mi yazıyor, faydalandığı kaynaklarına kaynakçasında referans veriyor mu? Bunlara dikkat ederek, bir astroloğun ne kadar yetkin olduğu anlaşılabilir.

 

Günümüzde insanlar iş kurarken, ortaklığa başlarken, evlenirken bile astrolojiye danışıyorlar?

Ben, Psikolojik Astroloji ekolüne mensubum. Felsefem ise, insanın Dünya’ya kendini bilmek için geldiğidir. Dünya’ya olmaya geldik. Ne olmaya geldik? Kendimiz olmaya geldik. Bu hedef için astroloji çok faydalı bir yoldur. Doğum haritamız, kim olduğumuzu keşfetmemize yarar. Kişiliğimizi, kimliğimizi, güçlü yönlerimizi, zayıf yönlerimizi, düşebileceğimiz tuzakları ve bunları aşmamız için yapmamız gerekenleri söyler. Sorduğun soru “Seçim Astrolojisi” alanına giriyor. Evlenirken, iş kurarken ya da bir sözleşme imzalarken “doğru tarihi” seçmek aslında “olmakta olana müdahale etmeyi” içeriyor. Bu “olanı kabul etmek” felsefesine aykırıdır. Üstelik evliliğinin nasıl olması gerektiğini, işin nasıl bir gelecekle baş başa kalmasının iyi olacağını ya da sözleşmenin nasıl badirelerden geçmesi gerektiğini sen biliyor musun ki bunu seçeceksin? Bu sebeple ben, şeylerin nasıl olması gerektiğini bilmediğimizi kabul etmeyi tercih ediyorum. Hayata kendi programımızı dayatmamayı tercih ediyorum. Bence astrolojinin amacı “kendini bilmektir.” Stoacı felsefesinin dediği gibi, olanı kabul edip, ona hazırlanmak ve onu en yüksek farkındalıkla yaşamaktır.

1584880041556909 astroccult2
@astroccult

Birisinin yıldız haritası bozulabilir mi?

Hayır, astrolojide “yıldız haritasının bozulması” diye bir kavram yoktur. Ancak, doğum haritasındaki faktörler iyiye ya da kötüye kullanılabilir. Bir özelliği yüksek farkındalıkla sağlıklı da yansıtabiliriz, gölge yönüyle daha kötücül ve zarar verici şekilde de. Bu kişinin özgür iradesine bağlıdır. Bu da bizi çok eski bir ikileme getiriyor: “Kader mi var, Özgür İrade mi?” Aslında bu soruya insan aklı cevap veremez. Kader-Özgür İrade ikililiği insan algısının ötesindedir. Hem özgür irademize göre hareket ediyoruz; hem de sonsuz akla sahip Allah, yapacağımız tüm adımlarımızı önceden görüyor ve buna “Kader” adını veriyor. Doğum haritamız da bize bu yapma eğilimimiz olanları söyleyebilir. Neye yatkın olduğumuzu, ne yapmamız gerektiğini, hangi alana meyilli olduğumuzu ve potansiyelimizi gösterir. Doğum haritası incelemesinin amacı, tüm bu potansiyellerini fark etmek ve doğru bir şekilde kendin olmaktır.

 

Hangi astroloji uygulamalarını öneriyorsun?

Ben uygulama kullanmıyorum ama astro.com’u öneririm. Bu siteden ücretsiz olarak herkes sadece 1 dakikada kendi doğum haritasını çıkarabilir. Site İngilizce olduğu için Youtube Kanalımda “Doğum Haritası Nasıl Çıkarılır?” başlıklı bir video yayınladım. İngilizce bilmeseniz de, o videoyu kullanarak 1 dakikada doğum haritanızı çıkarabilirsiniz.

Uygulamalar konusunda gelecek olursak, şu an piyasada Co-Star gibi yapay zeka ile harita yorumlayan uygulamalar var. Bunların çok başarılı olabileceğini zannetmiyorum. Çünkü astroloji, sadece analitik ve parça incelemesine dayanan bir bilim değil. Daha ziyade, bütünsel bakış açısını gerektiren bir zanaat. Bundan dolayı, parçaları büyük resmin içine oturtabilen, sentezleyebilen, idraki ve anlayışı kuvvetli, tecrübeli astrologlara her zaman ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum.

 

Yurt dışında ve Türkiye’de astroloji ile ilgili durum nasıl?

Son tüketici, ya da halk, açısından konuşacak olursak, maalesef yurtdışında durum hiç iyi değil. Hatta bu konuda Türkiye daha bile iyi olabilir. Örneğin Fransa’da bir dergiciye gittiğinizde, astroloji dergileri asla bilim, araştırma, tarih, edebiyat ya da felsefe gibi raflarda yer almıyor. Astroloji dergileri sadece magazin, eğlencelik ve hızlı tüketim raflarında, bir nevi “fal” olarak satılıyor. Aynı durum Amerika için de geçerli. Amerika’da bir kitapçıda ciddi bir astroloji kitabına rastlamak mümkün değil. Sadece basit, klişe, yüzeysel ve seks odaklı astroloji kitaplarına ulaşılabiliyor. Bunlar 12 burç yorumu klişesinin ötesine geçemiyor. Peki, ciddi, akademik, araştırmaya dayanan kitaplara nereden erişeceğiz? Bunlar 2 yılda bir yapılan astroloji konferanslarının “market place” denilen satış alanlarında, özel astroloji kitapçılarında, sahaflarda ve amazon.com gibi internet sitelerinde satılıyor. Doğru astroloji kitabına erişmek için, bu alanda yetkin isimleri tanımak, konferansları ve akademik dergileri takip etmek şart. Türkiye bu konuda çok daha iyi olabilir. Bunda değerli Hocam Barış İlhan’ın kendi emekleri ve araştırmalarıyla kurduğu Barış İlhan Yayınevi’nin katkısı büyük. Uluslararası camiada geçerliliği olan, literatüre girmiş ve güncelliğini koruyan önemli İngilizce eserleri Türkçe’ye çevirerek Türkiye’de astrolojinin nitelikli gelişmesini sağlıyor. Barış Hanım’ın 1993’ten beri kişisel çabalarıyla Türkiye’de astrolojiyi inşa ettiğini söyleyebiliriz.

Akademik seviyede yurtdışını ve Türkiye’yi karşılaştırırsak, Amerika’nın bizden fersah fersah önde olduğunu söyleyebiliriz. Orada çok sayıda akademik çalışma yapan astrolog var. 1990’dan itibaren Project Hindsight ile çok sayıda Antik Yunan kaynakları İngilizce’ye tercüme edildi. Bu eserlerin hayatta kalmasını sağlayan Arapça yazmalar İngilizce’ye çevrildi. Amerika’da 2, 4 ve 6 yılda bir yapılan uluslararası astroloji konferansları ve sık sık yayınlanan akademik makaleler, Türkiye’ye nispetle, çok daha fazla yeni bilgi üretilmesini ve astrolojiye katkıda bulunulmasını sağlıyor.

1584880148163908  dariahlazatova
@dariahlazatova

Türkiye’de kaynakların az olmasına rağmen bir sürü insan astrologlara gidiyor bunu bir hayat tarzı olması bireysel olarak psikolojimiz nasıl ekiliyor?

Doğru kaynaktan mı bilgi aldığımıza çok dikkat etmemiz lazım. Danıştığımız astrolog yetkin bir kurumdan sertifika almış mı? Saygıdeğer bir hocadan ders almış mı? Uluslararası camiada yayın yapıyor mu, konferanslara katılıyor mu? Öncelikle bunlara dikkat etmeliyiz. Devamında da, biz bu bilgiyle ne yapıyoruz, ona dikkat etmeliyiz. Astrolojik bilgi suiistimal edilebilir, değersizleştirilebilir ve sıradanlaştırılabilir. Örneğin, Osmanlı’nın son zamanlarında “seçim astrolojisi” yani bir girişimin en doğru zamanını seçmek konusu o kadar abartılmış ki yeni bir kıyafeti ilk defa giyerken bile, saçını kestirirken bile, yeni bir eve ilk defa adım atılacağı zaman bile astrologlara danışmışlar. Bu, alay konusu haline gelmiş. Astrolojiye çok zarar vermiş. Ben astrolojinin hayata müdahale etmek için kullanılmaması gerektiğini savunuyorum. Astrolojin amacı hayatı kontrol etmek değildir; astrolojinin amacı hayatı kabul etmektir.

 

Peki 2020 dünyada ve Türkiye’de neler olacak?

2020 istisnai bir yıl. Yavaş gezegenlerin kavuşması çok nadiren olan şeylerdir. Böyle şeyler genelde çok az olur. Bu sene öyle bir yıl ki, çok büyük üç kavuşum, aynı yıla denk geldi: 36 yılda bir olan Satürn-Plüton kavuşumu, 12 yılda bir olan Jüpiter-Plüton kavuşumu ve 200 yılda bir olan Jüpiter-Satürn kavuşumunun element değiştirmesi.

Son 20 yıldır, Boğa sürecindeydik; iki yüzyıldır da topraktaydık. Şimdi, iki yüz yıllığına havaya geçiyoruz. Bu büyük bir shift ve bu geçiş herhangi bir yıl olmuyor, aynı yıl Satürn-Plüton kavuşumu ve Jüpiter-Plüton kavuşumu da var. Yani bu hepsini kombine edince 36x12x200=86400 yılda bir olacak bir şey oluyor! Şimdi güç 21 Aralık’ta artık zaten son 10 yıldır bütün ekonomi dergilerinin bile bağırdı şekilde Doğu’ya geçiyor. Çünkü hava elementi doğudur. Şimdi, güç kuzeyden doğuya geçiyor. Doğu deyince aklımıza ilk Çin geliyor. Huawei ve Ali Baba gibi şirketlerin yükselişi bunun kanıtı. Şimdi artık bu reddedilemeyecek hale gelecek. Zaten şu an Amerika son iki yıldır Trump üzerinden Çin ile ticaret savaşı vermekte. ABD’nin bu savaşta kaybettiğini göreceğiz. Çin’le yaptığı ticaret savaşı, Amerika’nın kendisine zarar verecek. Gücün yavaş yavaş Kuzey Amerika’dan ve Kuzey Avrupa’dan Çin’e geçtiğini göreceğiz. Çin’in buradaki müttefikleri, şu an yaşanmakta olduğu gibi İran, Rusya ve Hindistan; hatta belki Türkiye olacaktır.

Peki Türkiye?

Bütün bu bahsettiğimiz göstergeler Türkiye’nin yedinci evinde yaşanıyor. Yedinci ev ilk olarak düşman demek, savaş demek, onun için bir savaş cephesinde olabilir Türkiye, ki zaten 2016’dan beri bir şekilde Suriye’de cephesi var. ABD ve Rusya gibi süper güçlerle geliştirilen diplomasi, olayın belirleyicisi olacaktır. Çatışmak, rekabet etmek, gerilmek kanalıyla “Büyük Yıkım”, “İyileşme” ve “Yeni Düzen” süreçlerini getirecek. Tam da böyle bir şey yaşanırken, Türkiye gerçekten bir denge politikası kurmaya çalışacak. Dünya dönüşürken bizim de aynı kalmamız mümkün değil. Bir dönüşüm bekliyoruz ve bu dönüşümün de yedinci ev, yani düşman ülke, diplomasi ya da savaş kanalıyla gerçekleşeceğini görmekteyiz. Zaten olmaya başladı. Çünkü bu saydığımız hiç bir şey bu sene ilk defa olmuyor. Bu Satürn-Plüton kavuşumu da Jüpiter-Plüton kavuşumu da Jüpiter-Satürn kavuşumu da, bu anlattığım “Büyük Yıkım”, “İyileşme” ve “Yeni Düzen” sürecinin temelleri de, zaten 2018’in Kasım ayından itibaren başlamıştı. 2019’da şartlar olgunlaştı. 2020’de bunun artık nihai sonucunu göreceğiz.

Tags

benzer içerikler

Tavsiye edilen içerikler